anonim
•harika bi köşe yazısı,devamını bekliyoruz


Sosyal algı terimi, bireyin diğerlerini tanıma ve anlamlandırma süreçlerini ifade etmektedir. Sosyal psikolojide sosyal algı, geniş bir konu oluşturmakta ve bu konuda yapılan araştırmalar, bireyin diğerlerinin özelliklerini ve davranışlarını algılama tarzı bu süreçte etkili faktörler ve sosyal algının sonuçları gibi sorunlara odaklaşmaktadır. Söz konusu sorunlar; sosyal biliş, izlenim oluşumu, kategorizasyon, şemalar, stereotipler, günlük psikoloji, vb. başlıklar etrafında irdelenmektedir.
Peki bizim algımızı kimler yönetiyor? Değişim sürecini kimler etkiliyor? Küreselleşme ve Küreyelleşme ile tek bir düşünceye sahip olmuş durumdayız ve durmadan çalışmayı yalnızca bir ibadetmiş gibi görmekteyiz. Bu durum bireyleri doğal seleksiyon yoluyla kendi içine kapatmaktadır. Bir kesim çok güçlüyken bir taraf çok zayıftır. Güç sahibi kesim toplumu yönetirken zayıf olan kesim yalnızca itaat yolunda ilerlemektedir.
Uluslararası alanda meydana gelen tüm tartışmalar, savaşlar, savunulan tezler, ülkelerin birbirlerini kendi çıkarlarına göre yönetmesi ve bunu medya yoluyla yaparken aklımıza sadece bir gücü yerleştirmesi. Şöyle ki; George W Bush, Saddam Hüseyin’i Tüm dünyaya kötülerken kimse Saddam Hüseyin’i araştırıp nasıl bir karaktere sahip olduğunu, ülkesini nasıl yönettiğini ve dünya için nasıl bir bakış açısına sahip olduğunu araştırmamıştır. Medya yalnızca Bush’un açıklamalarını göz önünde bulundurarak Bush’un propagandasını yansıtmıştır. Saddam kötü yönetime sahip olan, ülkesine zulüm eden insan olarak tarihe gömülmüştür.
Medyanın insan algısını değiştirmedeki yönü yalnızca propaganda ile sınırlı değildir. Güç sahibi devletler gelişmişlik düzeyine sahip olan ülkelerin siyasi meselelerin konuşulmayacağını savunmaktayken, gelişme düzeyine yaklaşan devletleri kendi iç karışıklıklarına boğarak siyaset ile uğraştıklarını ve asla kendi gelişmişlik seviyelerine ulaşamayacaklarını medya yoluyla aktarmakta gayet başarılıdırlar. Kendileri ise, her yıl düzenli olarak sanat çalışmaları yaptıklarını iddia ederek filmler yayımlamaktadırlar. Kendi medyalarını çok güzel bir şekilde kullanmaktadırlar. Kendileri ülkelere özgürlük, bağımsızlık gibi kavramlar getireceklerini söylerken çok demokratik olduklarını savunuyorlar. Fakat imparatorluk gibi yayılmak istediklerini gizleyemiyorlar.
Geçmişten günümüze ülkeler yalnızca görüldüğü üzere kavramları değiştirmiştir. Aslında işleyiş aynıdır. Tek bir ahlak, tek bir düzen, tek bir imparatorluk, dünya sistemi üzerinde tek bir güç.

Karabük‘ün Safranbolu ilçesinde 10. Uluslararası Safran Festivali kapsamında düzenlenen gastronomi etkinliğinde, geleneksel keşkek yemeği safranla buluşturularak “safranlı çıtır keşkek” hazırlandı.
UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan ‘Cittaslow’ ünvanına sahip Safranbolu’daki Hıdırlık Seyir Tepesi’nde “Gastronomy Living Lab” etkinlikleri gerçekleştirildi. Etkinlikte Şef Osman Mahir Balıkçı, Mehmet Can Çakıroğlu’nun katkılarıyla geleneksel keşkek yemeğini Safranbolu’nun “kırmızı altın” olarak bilinen safranıyla buluşturarak “safranlı çıtır keşkek” hazırladı. Yöresel lezzetlere yenilikçi bir yorum kazandırmak amacıyla hazırlanan yemek, etkinliğe katılanların beğenisine sunuldu.
Festival kapsamında düzenlenen gastronomi etkinlikleriyle Safranbolu safranının farklı yemeklerde kullanımı yaygınlaştırılarak kent tanıtılıyor.
anonim
•harika bi köşe yazısı,devamını bekliyoruz
Berke Işıkgöz
•Dünyanın en güzel köşe yazısı seni tebrik ediyorum…