Sabancı

Şii Hilali Üzerinden Türkiye ve Kıbrıs Değerlendirmesi

Karabük Haber tarafından
22 Nisan, 2017 16:20 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 23.04.2017 13:43
0
1
Tıklanma: 53
Okuma Süresi: 2dk
Cengiz Ünal

Şimdi sizlere öncelikle Şii Hilalinden bahsedeceğim birazcık. Lübnan’dan Yemen’e kadar uzanan ülkelerde mevcut Şii nüfus üzerinden İran’ın etki alanını arttırarak Ortadoğu ve İslam coğrafyasında egemenlik kurma anlayışı olarak tanımlanıyor. Arap Baharından bu yana sıkça karşılaştığımız bu söylem, İran’ın gücü Ortadoğu’da daha da mı artsın diye, yoksa bu mezhepsel çatışma daha çok yayılsın ve kargaşa halini alsın diye midir bilinmez. Fakat ikinci tanım bence daha yatkın, sebebi ise;  görüldüğü üzere Arap baharı, Ortadoğu ülkelerine barıştan, demokratik yaşamdan ziyade, daha fazla acı ve gerileme süreci yaşatmıştır. Enerji kaynaklarının çok verimli olduğu bu ülkelerde çıkan çatışma durumu, elbette Avrupa’nın işine gelecektir.

Çok gerilere gidersek -tanım üzerinden yola çıkarak- Arap topraklarını kaybettiğimiz yıldan itibaren, ne yazık ki bu verimli topraklar hep sömürge altında kalmıştır. Ve mezhepsel bölünmeye tabi tutulmuşlardır- böl ve yönet politikası-. Kimisi Batılı yaşam şeklini benimsemiş ve adeta bir piyon haline gelmiştir. Bakınız; Suudi Arabistan

Yani benim teorime göre; Arap topraklarının bu hale gelmesinin yegane sebebi Batı’dır. Suriye’yi çok derin bir mezhepsel ayrım ile yöneten Fransa en sonunda yerli halkı hükümeti ile düşman etmiştir.- Bir dönem Suriye, Fransa sömürgesi altındaydı- Hala kavgaları kanlı bir şekilde devam etmektedir ve hala oradaki masum insanları kirli işleri üzerine kullanmaktadırlar-kimyasal silah denemeleri-. Gelgelelim asıl konumuza, yani Şii Hilalinin asıl sebebi İran’ın genişlemesi süreci değildir bakıldığında, Ortadoğu mezhepsel çatışma içerisinde boğmaya çalışan Avrupa, bu kargaşayı etrafındaki  çok fazla etnik kimliğe sahip olan Türkiye’ye de sıçratma çabasındadır.

Bu bağlamda Türkiye’nin doğusu çok müsaittir, haritada görüldüğü üzere Türkiye’nin doğusu hilali kapsamaktadır. Zaten gündemde konuşulan konu bir Alevi devleti kurulması hususu üzerinedir. Buna senaryoyu yazan ise; Avrupa’nın ta kendisidir.

Kıbrıs’ın bu jeopolitikte önemi çok büyüktür. Türkiye’nin Ortadoğu devletleri ile atasındaki  tampon bölgesidir. İngiltere için Kıbrıs çok çok önemlidir sırf bu sebepten bile elde tutulması gerekir Kıbrıs’ın.-Bilindiği üzere Kıbrıs’ta İngiltere üsleri bulunmaktadır-. Kıbrıs Ortadoğu da ki jeopolitik anlam taşıyan ülkelere çok yakındır konum olarak, enerji kaynaklarının-ticaretin- geçişi hususunda çok büyük önem taşımaktadır.

Elbette şuan bir röportaj yapılsa Kıbrıs Türkiye’de kalmalı mı, gitmeli mi, sorusu üzerine cevaplar az-çok tahmin edilebilir nitelikte olur, fakat Kıbrıs’ın Türkiye açısından önemini konuşacak çok az sayıda tatmin edici cevaplar çıkar.- Çünkü Türk insanı Türkiye’yi her zaman Avrupa’nın gelişimine göre daha geride görür, her şeye parti kavgası olarak bakar, eleştiri konusunda Almanya’ya faşist demez, kendi toplumunu faşist olarak suçlar.- Uyanmak gerek artık, Avrupa her ülkeye -içinde yaşayan toplumları hiçe sayarak- yalnızca jeopolitik önem -enerji kaynakları ve ticaret- olarak bakarken, biz her olaya parti kavgası olarak bakıyoruz. Kendi belirledikleri ahlakı, demokrasiyi, hukuku kendimizinmiş gibi benimsiyoruz da kendi ülkemizin öneminin neden farkına varamıyoruz, merak konusu!

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yorumlar

  1. Mehmet

    •

    İranin mezhep veya rejim ihraç ederek ayakta kalma çabası kendi acilarindan doğru. Avrupanın ölmeyen/olmayan Ortadoğu istemesi de kendi açısından doğru. Yanlış olan İran’in bile ertesi günü sahip çıkmayacağı bir sistemle iran rejimine hayat suyu veren Tr dis politikası. Burada işte kişisel hırs ve çıkarlar devrede. O yüzden bazı konularda İran Tr’de oranda olduğundan daha güçlüdür.Doğuda bir alevı devletinde odaklanmisken batıda yeni bir baas rejimini gözden kacirmasinlar? Bu Suriye tipi başkanlık sistemi gercekte kimin fikriydi? Ve neden? Sahi rahmetli Yazıcıoğlu “Bu ülke İran olmaz ama Suriye’ye dondurmenize de biz müsade etmeyiz” derken kime sesleniyordu ?

Keltepe Kayak merkezi sezona hazırlanıyor

Karabük Haber Avatarı
Karabük Haber tarafından
05 Kasım, 2026 15:58 tarihinde yayınlandı
0
0
Tıklanma: 200
Okuma Süresi: 1dk
Cengiz Ünal

Karabük‘ün kış turizmindeki önemli noktalarından 2 bin rakımlı Keltepe Kayak Merkezi’nde yeni sezon hazırlıkları aralıksız devam ediyor.
Karabük şehir merkezine yaklaşık 23 kilometre uzaklıkta bulunan merkezde, ziyaretçilerin güvenli ve konforlu bir sezon geçirmesi amacıyla mekanik bakım ve teknik kontroller titizlikle yürütülüyor. Bu çerçevede telesiyej sisteminin makara ve rulman bakımları gerçekleştirilirken, röntgen sistemiyle hat kontrolleri ve gerekli bakım çalışmaları da sürdürülüyor.
5 bağımsız piste sahip Keltepe Kayak Merkezi’nde 875 metre uzunluğunda telesiyej, 500 metre uzunluğunda teleski ve yeni başlayanların kullanımına yönelik baby lift sistemi bulunuyor. Farklı zorluk seviyelerindeki pistleriyle hem kayak öğrenmek isteyenlere hem de deneyimli kayak severlere hitap eden merkez, günübirlik ziyaretçilere hizmet veriyor.
Ekipler, mekanik sistemlerin güvenli ve sorunsuz şekilde hizmet verebilmesi için teknik kontrollerini sürdürürken, Keltepe Kayak Merkezi’ni yeni kış sezonuna hazır hale getirmek için çalışmalarına devam ediyor.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yorumlar

  1. Mehmet

    •

    İranin mezhep veya rejim ihraç ederek ayakta kalma çabası kendi acilarindan doğru. Avrupanın ölmeyen/olmayan Ortadoğu istemesi de kendi açısından doğru. Yanlış olan İran’in bile ertesi günü sahip çıkmayacağı bir sistemle iran rejimine hayat suyu veren Tr dis politikası. Burada işte kişisel hırs ve çıkarlar devrede. O yüzden bazı konularda İran Tr’de oranda olduğundan daha güçlüdür.Doğuda bir alevı devletinde odaklanmisken batıda yeni bir baas rejimini gözden kacirmasinlar? Bu Suriye tipi başkanlık sistemi gercekte kimin fikriydi? Ve neden? Sahi rahmetli Yazıcıoğlu “Bu ülke İran olmaz ama Suriye’ye dondurmenize de biz müsade etmeyiz” derken kime sesleniyordu ?