Salgın hastalıklar gibi hızla yayılmakta olan şeker hastalığı ve kanserin aralarındaki bağlantıdan söz etmek istiyorum bugün sizlere. Sinsi oldukları için geç fark edilmeleri yetmezmiş gibi, bu iki hastalık rastlantı denemeyecek sıklıkta birlikte de görülebiliyor. Karaciğer, pankreas, kalın bağırsak, meme, mesane ve endometrium (rahim) kanserine şeker hastalarında çok daha sık rastlanır. American Diabetes Association ve American Cancer Society nin ortak çalışmasına göre şeker hastaları için risk, örneğin karaciğer kanserinde 2,5 katına, rahim ve pankreas kanserinde ise 2 katına çıkmaktadır. Fakat ilginçtir, şeker hastalarında prostat kanserine rastlanma ihtimali şeker hastalığı olmayanlara göre daha düşüktür. Kanser ve şeker hastalığının birlikte görülmesinin nedenleri henüz tam anlaşılmış değilse de aşırı kilo ile bağlantılı olabileceği konusunda hemen hemen hiç kuşku yoktur. Aşırı kilolu kişilerde, üretilen aşırı miktardaki insülinin kanser hücrelerinde büyüme ve çoğalmaya neden olduğu düşünülmekte. İnsülin yüksek düzeyde olduğunda, üretimi artan insülin benzeri bir başka madde ise bir yandan kanser hücrelerinde büyüme ve çoğalmaya neden olurken, bir yandan da kanser hücrelerinin yok edilmesini engeller. Kan şekerinin yüksek olması doğrudan doğruya da kanser oluşmasını kolaylaştırıyor olabilir. Aşırı kilolu kişilerde, artan yağ dokusunda üretilen bazı hormonlar dolaylı yollardan ya da doğrudan doğruya hem şeker hastalığının hem de kanserin nedeni olabilir. Şeker hastalığının süresi ve tedavide zorunlu olarak kullanılan ilaçlar da kanserin seyrini etkiliyor olabilir. Minnesota Üniversitesi araştırmacıları 45 bin kadını kapsayan ve sekiz yıl süren bir çalışmada şeker hastası olanlarda kalın bağırsak kanserinin şeker hastası olmayanlardan yüzde 50 daha fazla olduğunu belirlemiş bulunuyor. Aynı çalışmada gizli şeker belirlenmiş olan hastalar da takip edilmiş. Bu grup hastalarda da kalın bağırsak kanseri, şeker hastalığı olan gruba göre daha düşük ama ortalamadan yüksek bulunmuş. Böylece, yüksek insülin düzeyine maruz kalma süresi uzadıkça kanser gelişme riskinin arttığı anlaşılmış. Bir başka çalışmada menopoz sonrası kadınlarda yüksek insülin düzeyi ile meme kanserinin yayılma ve tekrarlama eğilimi arasında bir paralellik bulunmuş. Kansere dönüşme eğilimi nedeniyle ameliyat ya da başka bir şekilde çıkarılan kalın bağırsak poliplerinin insülin düzeyi yüksek olan ya da şekeri yüksek seyreden kişilerde daha sık tekrarladığı ve kötüleştiği belirlenmiş. Genetik eğilimin varlığında kanser, şeker hastalığı ve şişmanlık arasındaki bağlantının daha güçlü olduğu da yürütülen çalışmalardan anlaşılmakta. Özet olarak belirtmek isterim ki, fiziksel aktivite yetersizliği, aşırı ve yanlış beslenme sadece kilo artışına yol açmakla kalmıyor, zincirleme kaza gibi hem şeker hastalığına, hem kalp damar hastalıklarına, hem de kansere davetiye çıkarıyor. Sözlerimi Kanuni Sultan Süleyman’ın hasta yatağında iken söylediği şu ünlü dizeleriyle bitirmek istiyorum: Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.



