Bugün biraz farklı bir yazıyla karşınızdayım. Hastalıklar ve iç karartıcı veriler yok bu yazımda. Bir denizanası türünün yaşam serüveninden bahsetmek istiyorum bu kez sizlere. Adı Turritopsis dohrnii olan bu canlı, Dünya’daki gelmiş geçmiş bütün kültürlerin hayali olan ölümsüzlüğü gerçekleştirmiş gibi görünüyor… Bilindiği gibi, aralarında insanoğlunun da bulunduğu bazı canlılar genetik miraslarının yarısını üreme yoluyla bir sonraki kuşağa aktarırlar. Bu mirası devralan kuşak da üremeye devam ederse, mirasının yarısını bir sonraki kuşağa devreder. Genetik mirası devretme süreci, evrende yaşamın sonu gelinceye kadar devam edebilir. Çoğu tek hücreli olan bir başka canlı grubu ise kendilerinin bir kopyasını üreterek bir bakıma hayatta kalmış olurlar. Biz insanlar vücut bütünlüğümüzü bozacak dış etkenlere maruz kalmasak bile elbet bir gün hayata veda edeceğiz. Genetik miras nakledilmiş olsa da, biyolojik ve evrimsel olarak var olmaya devam etsek de, fiziksel olarak ölüm kaçınılmaz bir gerçek olarak varlığını sürdürecek. Yani ölümsüzlük teorik olmaktan öteye gidemeyecek. Denizanalarına gelince… Onların yaşamlarının iki evresi var. Polip adı verilen evresinde süngere benzer bir görünümde, kendilerini bir yere sabitleyerek yaşıyorlar. Bu evrede tomurcuklanarak ürüyorlar. Bu canlılar zamanla medusa evresine, yani bildiğimiz denizanası formuna dönüşüyorlar. Bu evrede de üremeye devam ediyorlar. Denizanaları bu evrede iken günü gelince hayata veda ediyorlar. Buraya kadar vermiş olduğum örneklerde gerek insanlardaki gibi genetik mirasın gitgide azalarak nakledilmesi yoluyla, gerek tek hücrelilerde olduğu gibi genetik mirasın olduğu gibi nakli yoluyla ve gerekse denizanalarında olduğu gibi polip ve medusa evreleriyle türün devamı mümkün olmakta. Bu örneklerde hızla akan bir nehri seyrederken hep aynı suyu görüyormuş gibi olsak da gerçek öyle değil elbette. Gördüğümüz sular sürekli sonradan gelen başka sular. Turritopsis dohrnii adındaki denizanası türünün yaşam serüveni ise bambaşka… Burada da nehir hızla akmaya devam ediyor ama gördüğümüz su hep aynı su… Olacak şey değil dediğinizi duyar gibiyim. Elbette bu bir mecazi örnek ama aşağıda okuyacaklarınızdan sonra fikriniz belki değişebilir. Bu tür denizanası medusa evresinde hayatının sonuna yaklaştığında tekrar polip evresine dönüyor. Yani yaşamının ilk evresine. Bu dönüşüm, yaşlı bir insanın tekrar bebeklik dönemine dönmesiyle eş anlamlı. Sonra ne oluyor bu polipler, yani bebekler? Tekrar medusa yani erişkin evresine dönüyorlar. Sonra tekrar polip oluyorlar. Bu dönüşümler süresiz ve sınırsız. Sonuç olarak, şayet bir saldırıya maruz kalmazlarsa hayat onlar için sonsuz anlamına geliyor… Bu canlıların ölümü ıskalamaları gerçeğinden insanoğlu ne umabilir, ne bulabilir, şimdilik bilinmiyor… Ya da Mezopotamya’ da hüküm sürdüğüne inanılıp adına destanlar yazılan Uruk kralı Gılgamış, ölümden korktuğu için ölümsüzlük arayışındaki efsanevi hükümdar, bu denizanasının varlığından haberdar olsaydı ne hissederdi bilemeyiz. Denizanası gibi kıyamete kadar değilse de, şaşılacak kadar uzun yaşanabileceğini iddia eden bir bilim adamının çalışmalarını özetleyip önümüzdeki hafta bu sütunlarda anlatmama ne dersiniz? Sağlıklı ve mutlu bir yaşam diliyorum sizlere.
Link=> http://www.bursahaber.com/olumsuz-denizanasi-makale,13131.html
Bursa Haber Gazetesi



