Sabancı

OBEZİTE SALGINI

Karabük Haber tarafından
04 Şubat, 2017 16:30 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 05.02.2017 01:32
0
0
Tıklanma: 19
Okuma Süresi: 2dk
Cengiz Ünal

Kilo alıp verme aslında basit bir mantığa dayanır. Alınan ve harcanan kalorilerin her gün tıpa tıp eşit olması mümkün olmasa da, yaşam tarzı sağlıklı olan kişilerde sonuçta bir denge oluşur, kilo sabit kalır. Harcanan kalori alınandan fazla ise, kilo verilir. Alınan kalori genellikle harcanandan fazla ise, zamanla şişmanlamak kaçınılmaz hale gelir. Gıdalardan ve içeceklerden alınan enerjinin yaklaşık üçte ikisi günlük yaşamsal faaliyetler için tüketilir. Solunum, dolaşım, sindirim faaliyetleri ve vücudumuzda kesintisiz gerçekleşen sayısız kimyasal olaylar için gereken bu enerji tüketimi, çalışan ama hareket etmeyen bir arabanın benzin yakması gibi bir şeydir. Enerjinin geri kalanı ise fiziksel aktivite sırasında harcanır. Bunu da arabanın hareket ederken benzin yakması gibi düşünebiliriz. Kilo artışının en önemli nedenlerinden biri hareketsiz yaşamdır. Televizyon, bilgisayar veya akıllı telefonların başında saatlerce oturulması belki de çağımızın en ciddi sorunlarından olan obezitenin baş suçlusudur. Televizyon başında iki saatten fazla oturmak ve obezite arasında bağlantı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış bulunuyor. Çok yakın mesafelere bile yürümeyip araçla gidip gelmek de modern yaşamla gelen kötü alışkanlıklardan biridir. Hareketsiz kişilerde şişmanlığa bağlı olarak şeker hastalığı, kalp krizi, hipertansiyon, felç ve kalın bağırsak kanseri başta olmak üzere birçok sağlık probleminin daha yüksek oranda görülmesi hiç şaşırtıcı değildir. Aşırı ve hatalı beslenme ile başta şişmanlık ve şeker hastalığı olmak üzere pek çok hastalığın bağlantılı olduğu da artık tartışmasız bir gerçektir. Özellikle aşırı miktarda ekmek ve karbonhidratlı gıda tüketimi toplumumuz için tehlike olmaya devam etmektedir. Çift yumurta ikizlerinde yapılan çalışmalar genetik faktörün vücut ağırlığına önemli oranda katkısı olduğunu göstermiştir. Anne ve babası kilolu olan kişiler yüzde 80 ihtimalle kilolu olurlar. Anne veya babası ya da yakın akrabaları kilolu olan kişilerin kilolu olma ihtimalleri toplum ortalamasından yüksektir. Beslenme ve fiziksel egzersiz alışkanlıkları konusunda aile içinde benzerlikler olabileceği için ailesel nedenli şişmanlıkta genlerin ve çevresel faktörlerin birbirini etkiliyor olması da muhtemeldir. Bu konuyu biraz daha ayrıntılı şekilde ele alan bir yazıyı en yakın zamanda sizlere sunmayı planlıyorum. Tiroid tembelliğinde metabolizma yavaşladığı için kilo artışı olabilir. Fakat hafif bir tiroid tembelliği olduğunda bu durumu şişmanlığın tek sebebi olarak görmek doğru değildir. Cushing sendromu, böbrek üstü bezinin çok fazla kortizol üretmesi sonucunda ortaya çıkar. Bu tür şişmanlıkta kollar ve bacaklar ince iken boyun ve yüzde yağ toplanması olur. Polikistik kistik over sendromu doğurganlık çağındaki kadınların yüzde 5 – 10 unda görülmekte olup en başta gelen belirtilerinden biri de insülin direnciyle birlikte olan kilo artışıdır. Depresyon ve epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlar, uzun süre yüksek dozda kullanılan kortizon kilo artışına yol açabilen nedenlerdendir. Bazı insanlar canları sıkıldığında veya sinirli olduklarında daha fazla yerler. Dolayısıyla ruhsal sorunlar da kilo alma nedenleri arasındadır. Yaşlandıkça daha az aktif olan insanların kas dokularındaki azalma kalori harcanmasını azaltır. Bununla birlikte kalori alımı da azaltılmazsa kilo alınır. Kadınlarda orta yaştan sonraki kilo alımında buna ek olarak menopozun da katkısı olur. Hamilelik sırasında alınan kilolar doğumdan sonra verilemeyip bir de peş peşe doğumlar olursa aşırı kilo artışı olabilir. Uyku eksikliği insülin direnci oluşmasına yol açar. Bunun yanı sıra, uyku yetersiz olduğunda acıkma hissi veren ghrelin isimli hormonun kan düzeyi artarken, doygunluk hissi veren leptin isimli hormonun düzeyi ise azalır. Tüm bu nedenlerle, uyku eksikliği şişmanlık nedenlerindendir. Özet olarak belirtmek isterim ki, kronik pek çok hastalığa ve zamansız ölümlere neden olan şişmanlık büyük ölçüde önlenebilir bir hastalıktır. Sağlık ve huzur dileklerimle.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Safran bitkisi Keşkek ile birleştirildi

Karabük Haber Avatarı
Karabük Haber tarafından
04 Kasım, 2026 13:16 tarihinde yayınlandı
0
0
Tıklanma: 226
Okuma Süresi: 1dk
Cengiz Ünal

Karabük‘ün Safranbolu ilçesinde 10. Uluslararası Safran Festivali kapsamında düzenlenen gastronomi etkinliğinde, geleneksel keşkek yemeği safranla buluşturularak “safranlı çıtır keşkek” hazırlandı.
UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan ‘Cittaslow’ ünvanına sahip Safranbolu’daki Hıdırlık Seyir Tepesi’nde “Gastronomy Living Lab” etkinlikleri gerçekleştirildi. Etkinlikte Şef Osman Mahir Balıkçı, Mehmet Can Çakıroğlu’nun katkılarıyla geleneksel keşkek yemeğini Safranbolu’nun “kırmızı altın” olarak bilinen safranıyla buluşturarak “safranlı çıtır keşkek” hazırladı. Yöresel lezzetlere yenilikçi bir yorum kazandırmak amacıyla hazırlanan yemek, etkinliğe katılanların beğenisine sunuldu.
Festival kapsamında düzenlenen gastronomi etkinlikleriyle Safranbolu safranının farklı yemeklerde kullanımı yaygınlaştırılarak kent tanıtılıyor.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.