Globalleşmenin Türkçe karşılığı olarak kullanılan ‘küreselleşme’’ ekonomik içerikli bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. Dünya ölçeğinde ortaya çıkan ilişkiler ve yeni yaşam biçimleri küreselleşmenin netliği konusunda bazı fikirler vermektedir.
Toplumlar gittikçe üst üste binişen hatta ülkelerin sınırlarını bile aşan faaliyetlere girmiştir. Seyahat, iletişim, finansman, ticaret, spor müsabakaları, meslekler ve hatta popüler müzik artık tek bir ülkenin sınıfları içinde hapsedilmez, buna benzer birçok ilişki ve faaliyet ise bir niteliğe kavuşmuştur.
Değişik ülkelerden insanlar bir araya gelmekte mal, hizmet, fikir alışverişinde bulunmakta ve birbirlerinin deneyimlerinden yararlanmaktadır.
Küreselleşme(kısaca) dünya ölçeğinde ekonomik, siyasal, kültürel bütünleşme, fikirlerin, görüşlerin, pratiklerin, teknolojilerin küresel düzeyde kullanılması, sermaye dolaşımının evrenselleşmesi ulus-devlet sınırlarını aşan yeni ilişki ve etkileşim biçimlerinin sınırsız rekabet, serbest dolaşım pazarının dünya ölçeğinde büyümesi ve ulusal sınırların dışına çıkması, dünyanın tek bir Pazar haline gelmesi anlamına gelmektedir.
İDEOLOJİK BİR KURGU OLARAK KÜRESELLEŞME
Küresel sermayenin ve serbest pazarın dünya üzerindeki egemenliğini pekiştirmeye yarayan ideolojik bir araçtır. Bu söyleme göre küreselleşme karşı konulması gereken bir süreçtir.
Kültürel boyut açısından olumsuzluğu; Küreselleşme, Batı ve diğer yaşam biçimlerinin hakim olduğu tek bir dünya yaratarak, dünya ölçeğinde kültürel bir örnekliği niteleyen bir süreç olması nedeniyle olumsuz olarak değerlendirilmektedir.
Kendine özgü işleyiş yasaları olan bağımsız ekonomik bir süreç olduğu görüşüne dayanmaktadır. Küreselleşmeyi kaçınılmaz ve karşı konulmaz bir süreç olarak görmek demek, kültürel sermaye hareketlerine direnmemeyi ve minimal devlet anlayışının yanında yer almayı ifade eder.
Olumsuz Etkileri
Küreselleşen dünyada güçlü devletlerle bütünleşmek zorunda kalan gecikmiş ulusal devletler ekonomik, siyasal ve kültürel açıdan büyük devletlerin açık etkisine maruz kalmıştır. Bunun sonucunda bir tür bağımlılık durumu oluşmuş, ulusal sınırlar yok sayılmış, milli egemenlik ve bağımsızlık gibi kavramların içi boşaltılmış, emperyalist amaçlar küreselleşme adı altında meşrulaştırılmaya çalışılmıştır.
Küreselleşme toplumları birbirinden farklı ve hatta zıt olan iki yöne doğru çekmeğe başlamıştır. 1. Yönde toplumlar daha da yakınlaşıp bütünleşirken, öteki yönde ulusalcılık, etnik ulusalcılık ile parçalanma sürecine sokulmuştur.
Küreselleşme, zenginleşmenin ve refahın dağılımı kadar, fakirlik ve sefaletin dağılımını da hızlandırmıştır. Toplumlar üzerindeki etkileri -kısıtlı anlatım ile- bu yönde süregelmektedir.



