Irkçılık; İnsanların toplumsal özelliklerini ırksal özelliklerine indirgeyen ve bir ırkın öteki ırklara göre daha üstün olduğunu öne süren öğretidir. Elbette bu toplumlarca kabul edilmiş olan tanımıdır.
Sonuçta ilk insandan, oluşan ilk toplumlardan bu yana –geçmiş tarihte- yapılmış bir ırk ayrımı bulunmamaktadır. Zaten şuan kim hangi ırka ait kesin bile değildir. Bireyler yaşadıkları toplumu baz almadan, soylarını araştıracak olsa çok büyük yanılmalara uğrayabilirler. Fakat geçmişte çok garip ayrımlar yapmıştır toplumlar, vaktiyle kafatası ölçümlerine dayanarak insan türünü beş grubu ayırmışlar. Bunlar; Kafkasyalı (beyaz ırk), Moğol, Etiyopyalı, Amerika Yerlisi ve Malayalı. Daha sonra insanları renklerine göre, ardından da fiziksel özelliklerine göre ırklarını tespit yoluna gitmişler.- Bu uygulama tamamen o dönemin en güçlüsünü ve en zayıfını belirlemek için yapılan bir uygulamadır- Böylelikle ırk olarak üstünlük sağlayarak, kölelik durumuna kolay yoldan –o dönemde, günümüzde ise sömürge- geçişi hedeflemişlerdir.
Toplumlar kendi milletlerini tamamen dinlerine göre belirlermiş durumdalar. Çoğunluk Hıristiyan ve Müslüman, azınlık Yahudi gibi. Aslında eski dönemin din savaşı, günümüzde ırk savaşı halini almıştır –modern zamanda-. Gelecekte aslında çok şey değişmemiştir, yalnızca aynı kelimelere, farklı anlamlar yüklenmiştir.
Tüm dünyadaki insanların eşit olduğu düşüncesi hiçbir zaman benimsenememiştir. Hiçbir toplum aynı anda bireye özgürlük, eşitlik ve adalet sağlamamıştır. Bunun asıl sebebi rant elde etmektir, zaten çoğu kavram bu sayede ortaya çıkmıştır.
Güç ve ırk aslında ikisi farklı kelimeler olarak gözükse de anlamları aynıdır. Dünyada yaşayan toplumlarda bir güçlü devlet muhakkak oluşturulmalıdır. Bu güçlü devlet aynı zamanda en üstün ırk sayılmalıdır. –Küreselleşme adı altında uygulanan sistem- . Tüm toplumlar tek güç altında toplanmalı, en güçlü ırk istediği vakit yetersiz gördüğü ırkı yok etme gücüne sahip olmalıdır. İşte karşınızda kısa tarihin özeti… Bir dönemin güçlü Almanya’sının Yahudilere karşı yapmış olduğu acımasız katliam, Amerika’nın siyahi olan vatandaşlara karsı yaptığı olağandışı söylemler ve ayrımlar, küreselleşme adı altında tek bir ırkın kültürünün tüm dünya ülkelerine kabul ettirilmesi… Bunun adı ırkçılık değildir. Bunun adı ben güçlüyüm demektir. Irkçılık ve reformlarla Batının getirdiği kavramlar, geleceğe yön vermek için değil, kendi çıkarları doğrultusunda yeni adımlar atabilmek içindir. Onların matematiği budur.



