Mustafa Demir
•Kesinlikle öyle çok iyi bi yazı olmuş. Herkes bunun farkında olabilse ve hayatına geçirebilse keşke..


İnsanın insana ihtiyacı olduğu bu dünyada, karşılıklı tarafların birbirine tahammülsüzlüğü nedendir diye soramadan edemiyorum. En ufacık bir söze öfkelenen, öfkesini ise dindirmeye çalışmaktan ziyade olayları daha da büyüten insanlar için hayatı idame ettirebilmek zor olsa gerek. Çünkü bireylerin düşüncelerinin, isteklerinin, fıtratlarının ve yaratılışlarının farklılığı sayılamayacak kadar fazla. Bu fazlalıkta ise ortak bir paydada buluşabilmek zor fakat imkansız değil. Saygının, sevginin, anlayışın ve hoşgörünün insanda bulunan bu fıtrat farklılıklarını dengeleyen hatta dize getiren bir tarafının olması en güzel tarif, en güzel yol. Bunun farkında olabilmekten ziyade hayata geçirebilmek, fiili olarak mutluluğu çağrıştırıyor. Bu tarifin karşı tarafa geçişini sağlayan en temel şey ise tabii ki iletişim.
Çevremde olup bitenleri gözlemlediğim zaman insanlararası iletişimin büyük ölçüde kopuk olduğu kanısına varmadan edemiyorum. Ne yazık ki dinlemekten ziyade devamlı bir anlatma çabası hakim. İnsanlardaki sürekli bir laf yetiştirme çabası almış başını gidiyor. Anlamadan anlatmayı bıraktığımız gün daha sağlıklı ilişkiler kurabilmeyi öğreneceğiz oysaki. Bu durumun sebebi belki kendini kanıtlama çabası, belki de dikkat çekmeye çalışmak olabilir. Her şey olabilir ve belkiler çoğaltılabilir. Fakat gereksiz benlik duygusunun, sağlıklı iletişimin önüne set çektiği gerçeği yadsınamaz bir durumdur. Anlamak için değil, cevap vermek için dinliyoruz. Bunun önüne geçerek iletişimimizi kuvvetlendirdiğimiz vakit göreceğiz ki, karşılıklı ilişkilerimiz çorap söküğü gibi kolaylaşacak. Bir anne ve evladı, iki arkadaş veyahut bir çift. Evrende her kesimden ve her düşünceden insanın ortak bir paydada buluşmasını sağlayan şeydir sağlıklı iletişim. Anlayamadığı anlatan, söyleyemediğini söyleten mükemmel bir tarif. Tabii kıymetini bilene!
Özellikle aile hayatında olumsuz sonuçlara yol açan iletişim kopukluğu insanlar arasında fazlaca yer edinmiş durumda. Eşlerden birisinin morali bozuk olduğunda bir diğerinin kendisine destek olmak istemesi en doğal hakkıdır. Konuşarak paylaşımda bulunmak hem psikolojik açıdan rahatlatır. Hem de kim bilir belki bir çözüm yolu açabilir. Konuşabilmek ve sıkıntıyı paylaşabilmeyi bilmek bu denli zor olmamalı. Sıkça rastladığım bu durum özellikle erkeklerde
biraz daha fazla. Toplumun erkeğe atfettiği güçlü olma zorunluluğu, kendi derdini anlatamayan babaları meydana getirdi maalesef. Kadın konuşup halletmeyi isterken, erkeğin bundan kaçması ortamı gerginleştiriyor. Böylece aile ilişkilerinde ki kopukluk, basit bir toplum dayatması yüzünden bozulabiliyor. ‘Erkekler ağlamaz’ diye diye mutsuz ailelerin temelini atanlar, bu ailelerde yetişen mutsuz bir neslin fitilini ateşlediler. Halbuki ne basit bir eylem; İLETİŞİM!
Kimisi ise hoşlanmadığı bir durum olduğunda ortamdan kaçmayı ya da küsmeyi tercih eder. Bu bir kaçıştır. Kişi sorun çözme yöntemi olarak küsmeyi tercih edebiliyor. Buna ‘sorun çözme’ kılıfını uyduruyor. Farkında değil midir ki bu bir kaçıştır aslında. Eleştirilmekten, istemediklerini duymaktan kaçan insanlar
çözüme kavuşturabilecekleri olayları daha derinleştiriyorlar haberleri yok. Keskin düşünmekte iletişimi körükleyen sebeplerden bir tanesi. Ya hep ya hiç mantığı! iyi değilse kötüdür, paylaşmıyorsa bencildir, dürüst değilse yalancıdır. Peki nerede ara tonlar? insanları siyah ya da beyaz olarak tanımlamak ne kadar doğrudur? İki zıt kutup arasındaki düşünce ve davranışları bu şekilde değerlendirerek aradaki renkleri ve tonları yok saymak, sağlıklı iletişimin kurulamaması için yeterli bir sebeptir.
Göründüğü üzere elle tutulur bir sebep yok fakat sonuçlar hep hüsran. Bu durum epey üzücü. Yani bireylerarası köprüler kuran iletişimin hayatımızda düşündüğümüzden daha ciddi bir önemi var. Bir dünya, içinde yaşamış ve yaşayacak olan milyonlarca farklı kişilikler. Resmin bütününe bakıldığında, bu bir kaos gibi gözüküyor değil mi? fakat değil. Bu kaosu yok edecek gerçeklikler epey mevcut. Aslında mesele mevcut olmasından ziyade, mevcut olanı hayata geçirebilmekte. Nitekim bilmek ile bildiğini uygulamak arasında koskoca bir farkın olması gibi.

Karabük‘ün kış turizmindeki önemli noktalarından 2 bin rakımlı Keltepe Kayak Merkezi’nde yeni sezon hazırlıkları aralıksız devam ediyor.
Karabük şehir merkezine yaklaşık 23 kilometre uzaklıkta bulunan merkezde, ziyaretçilerin güvenli ve konforlu bir sezon geçirmesi amacıyla mekanik bakım ve teknik kontroller titizlikle yürütülüyor. Bu çerçevede telesiyej sisteminin makara ve rulman bakımları gerçekleştirilirken, röntgen sistemiyle hat kontrolleri ve gerekli bakım çalışmaları da sürdürülüyor.
5 bağımsız piste sahip Keltepe Kayak Merkezi’nde 875 metre uzunluğunda telesiyej, 500 metre uzunluğunda teleski ve yeni başlayanların kullanımına yönelik baby lift sistemi bulunuyor. Farklı zorluk seviyelerindeki pistleriyle hem kayak öğrenmek isteyenlere hem de deneyimli kayak severlere hitap eden merkez, günübirlik ziyaretçilere hizmet veriyor.
Ekipler, mekanik sistemlerin güvenli ve sorunsuz şekilde hizmet verebilmesi için teknik kontrollerini sürdürürken, Keltepe Kayak Merkezi’ni yeni kış sezonuna hazır hale getirmek için çalışmalarına devam ediyor.
Mustafa Demir
•Kesinlikle öyle çok iyi bi yazı olmuş. Herkes bunun farkında olabilse ve hayatına geçirebilse keşke..