Sabancı

HİPERTANSİYON

Karabük Haber Avatarı
Karabük Haber tarafından
11 Ocak, 2017 17:50 tarihinde yayınlandı
0
0
Tıklanma: 25
Okuma Süresi: 3dk
Cengiz Ünal

Bu yazımda sizlere bir çok organı etkileyen ve bu nedenle hayatı tehdit eden yüksek tansiyondan ( Hipertansiyon ) söz etmek istiyorum. Sadece bizde değil Dünya’da da tedavisi en çok ihmal edilen hastalıklardan biridir hipertansiyon. Hastaların bir çoğu tansiyon hastası olduklarını fark edemez. Farkına varanların bir kısmı bunu kabullenmek istemez. Kabullenenlerin bir kısmı ilaç kullanmak istemez. İlaç kullananlardan bazıları ilaçlarını bir süre sonra bırakır. Devam edenlerin bir kısmı ise nasıl olsa ilaç kullanıyorum diye düşünerek kontrol olmayı ihmal eder. Bazı hastalar ilaç kullanmayı yeterli sayıp tuz kısıtlaması yapmaz, kilolarına dikkat etmez, hareketsiz bir yaşamı tercih eder. Bu nedenlerle tansiyon hastalarının yaklaşık olarak sadece onda birinin tansiyonlarının kontrol altında olduğu tahmin edilmektedir. Hipertansiyon uygun şekilde tedavi edilemezse vücuttaki tüm damarlarda hasar oluşur. Beyin, kalp, böbrek ve göz damarlarındaki hasarlar bu organlara ait ciddi sorunlara yol açabilir. Kalp krizi, kalp yetmezliği, felç, görme kaybı, kalpten çıkan ana damarda genişleme ( Aort anevrizması ), bacak damarlarında tıkanmalar görülebilir. Kalp hastalıklarına ve felce bağlı ölümlerin yaklaşık yarıya yakınından hipertansiyon sorumludur. Türkiye’ de erişkin yaş grubunda yaklaşık olarak her üç kişiden birinde hipertansiyon vardır. Yaşlandıkça hipertansiyon görülme ihtimali artar. Örneğin 50 ile 59 yaşları arasındaki kişilerin yarıya yakınında, 60 yaşının üstünde ise her üç kişiden ikisinde hipertansiyon vardır. Kan basıncının 140/90 mm Hg ( Milimetre civa) veya üzerinde olmasına hipertansiyon denir. Aynı rakamlar 14/9 cm Hg ( Santimetre civa) olarak da ifade edilebilir. Bu rakamlardan büyük olana büyük tansiyon (Sistolik tansiyon), küçük olana ise küçük tansiyon (Diyastolik tansiyon) denir. Büyük tansiyon dendiğinde kalbin kasılması sırasında damarlara ulaşan kanın basıncı anlaşılır. Küçük tansiyon dendiğinde ise kalbin gevşeme safhasındaki damar basıncı kastedilir.  En ideal olan rakamlar 120/80 mmHg ve altındaki değerlerdir. Büyük tansiyon 130 ile 139 mmHg arasında ve küçük tansiyon 85-89 mmHg arasında ise sınırda hipertansiyon var demektir. Sınır ile ideal değerlerin arasındaki değerler de normal kabul edilir. Yaşlı hastalarda durum biraz farklıdır. Özellikle 75 yaş ve üzeri hastalarda büyük tansiyon yüksek ama küçük tansiyon normal veya düşük olabilir. Bu durum sanki sorun yaratmazmış gibi bir algı doğru değildir. Hatta bu hastalar kalp damar hastalıkları yönünden daha büyük bir risk altında oldukları için yakından takip edilmelidir. Beyaz gömlek hipertansiyonu, doktor tarafından ölçüldüğünde yüksek bulunan kan basıncının ev ortamında normal bulunmasıdır. Aslında bu durumlarda da tansiyon takibi ihmal edilmemelidir. Çünkü bu hastalarda sonraki yıllarda hipertansiyon tanısı konma ihtimali toplum ortalamasının üstündedir. Hipertansiyonu olan hastaların yüzde 90-95 inde sebep yaşam tarzı ve genetik faktörlerdir. Örneğin hareketsiz yaşam, şişmanlık, sigara içmek, aşırı tuz, yağ ve alkol tüketmek, çay ve kahveyi aşırı tüketmek, stres başlıca nedenlerdendir. Bu tür hipertansiyona esansiyel veya primer hipertansiyon denir. Hipertansiyonu olan hastaların yüzde 5 – 10 kadarında ise bazı endokrin ve böbrek hastalıkları altta yatan asıl neden olabilir. Nispeten daha genç yaştaki bu hastalarda asıl hastalığın bulunup tedavi edilmesi gerekir. Bu tür hipertansiyona sekonder hipertansiyon denir. Hipertansiyon genellikle belirti vermez. Çoğunlukla bir başka nedenle muayene sırasında rastlantı ile yakalanır. Hipertansiyonu olan bazı kişilerde sabahları enselerinden başlayan bir ağrı olabilir. Bazı kişilerde ise sersemleme, baş dönmesi, kulak çınlaması, görme bozukluğu ve hatta bazen bayılma olabilir. Hipertansiyon tanısı konduğunda öncelikle yaşam tarzı değişikliği yapılmalıdır. Vücut ağırlığını normal sınırlarda tutmak çok önemlidir. Bilindiği gibi vücut ağırlığının ve özellikle göbek çevresinin artması insülin direncine yol açar. İnsülin direnci ise hem şeker hastalığı hem de hipertansiyonla doğrudan bağlantılıdır. Hazır gıdalarda gereğinden fazla tuz olduğunu unutmamak gerekir. Tuzsuz ekmek tercih edilmeli ve ek tuz kullanılmamalıdır. Düzenli olarak tempolu yürüyüş yapmak bazen hafif bir hipertansiyonun düzelmesi için tek başına yeterli olabilir. Bol sebze tüketmek de alınacak önlemler arasındadır. Hipertansiyonu olan bir hastanın günde iki kez tansiyonunu ölçüp kaydetmesi tedavinin başarısını takip etmekte çok önemlidir. Raporla tansiyon ilacı kullanmakta olan hastaların raporları bittiğinde adeta otomatiğe bağlanmış gibi aynı ilaçları kontrolsüz bir şekilde kullanma istekleri olumsuz sonuçlara yol açabilir. Önemli olan rapordaki ilaçla tansiyonun kontrol altında olup olmadığıdır. Bunun için de tansiyon takibi yaparak sonuçları kaydetmek çok önemlidir. Geçen yıl yeterli olan ilaç veya ilaçlar bu kez yetersiz kalabilir. Hastaların çoğu tansiyonlarının yüksek olduğunu hissedemeyebilir. Özetle, gizli bir katil gibi davranan hipertansiyonun farkında olup buna göre yaşam tarzı değişiklikleri yapmak ve uygun bir şekilde tedavi olmak hayat kurtarıcı olabilir. Sizlere sağlıklı bir yaşam diliyorum.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Safran bitkisi Keşkek ile birleştirildi

Karabük Haber Avatarı
Karabük Haber tarafından
04 Kasım, 2026 13:16 tarihinde yayınlandı
0
0
Tıklanma: 197
Okuma Süresi: 1dk
Cengiz Ünal

Karabük‘ün Safranbolu ilçesinde 10. Uluslararası Safran Festivali kapsamında düzenlenen gastronomi etkinliğinde, geleneksel keşkek yemeği safranla buluşturularak “safranlı çıtır keşkek” hazırlandı.
UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan ‘Cittaslow’ ünvanına sahip Safranbolu’daki Hıdırlık Seyir Tepesi’nde “Gastronomy Living Lab” etkinlikleri gerçekleştirildi. Etkinlikte Şef Osman Mahir Balıkçı, Mehmet Can Çakıroğlu’nun katkılarıyla geleneksel keşkek yemeğini Safranbolu’nun “kırmızı altın” olarak bilinen safranıyla buluşturarak “safranlı çıtır keşkek” hazırladı. Yöresel lezzetlere yenilikçi bir yorum kazandırmak amacıyla hazırlanan yemek, etkinliğe katılanların beğenisine sunuldu.
Festival kapsamında düzenlenen gastronomi etkinlikleriyle Safranbolu safranının farklı yemeklerde kullanımı yaygınlaştırılarak kent tanıtılıyor.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.