Filozof
•Çok yerinde bir tespit tebrik ediyorum (başarılar)


Türkiye’nin uzun vadede başının dertte olacağı gözüküyor. Vatandaşlarımız olaylara nasıl yaklaşacağını şaşırmış durumda. Yakın zamanda katılmış olduğum kongrede, öğrenciler ve akademisyenlerle göç sorununu istişare ettik, herkesin aklının konu hakkında ne kadar bulanık olduğunu tam olarak orada anladım. Çok bilinen yanıtları olan sorular geliyor; Ülkemizde kalacaklar mı? Gidecekler mi? Onlara verilen haklar neler? Neden kendi ülkeleri için savaşmıyorlar? Burada yaşayan öğrencilerden daha fazla mı burs alıyorlar? Çıkan Şii-Sünni tartışmasından Hatay bölgesini mesken tutan Suriyelilerin buradaki avantajları neler? Şimdi bu sorulara yanıt vermekten önce göç konusuna değinmek istiyorum ve bu göç durumunun Suriye’de nasıl başladığına.
Orta Doğu devletleri Osmanlı’dan ayrıldığı vakit –Osmanlı’nın çöküş döneminde, elinden kaybediyor.- İşte problemler o vakitten itibaren başlamış oluyor, ilk olarak sömürge altında kalıyor Arap devletleri, daha sonra türlü oyunlar oynuyor Batılı devletler, o bölgede varlık sağlayabilmek adına. Yaşanan olaylara bakalım; Nükleer Santral yapılması adına daima bir engel oluşturmuşlardır, sorun yaratmışlar ya da oyalamışlardır. Nükleer santrallerin kurulması o ülkeye enerji olarak çok büyük fayda sağlayacaktır, bu konuda engel olan devletler elbette Batılı devletlerdir.- Türkiye’yi de bu konuda 50 yıldır oyalamaktadırlar, Rusya ile yakınlaştığımız her dönemde ülkemizde ya bir patlama meydana geliyor ya da Rusya büyük elçisi vuruluyor.- Ortadoğu’da bulunan enerji kaynakları, jeopolitik konumları elbette yaşanan durumları tetiklemektedir. Ardından Ortadoğu’ya barış getirmek adına oynanan büyük oyun; Arap Baharı. Maalesef Ortadoğu ülkelerine barıştan ziyade savaş getirmiştir. Zaten yapılmak istenen de budur. İngiltere, ABD, aynı oyunu Kıbrıs üzerinde de oynamışlardır 1930’lu yıllarda. Bir ülke ticaret geçiş yollarına yakınsa, petrol bulunduruyorsa ve jeopolitik olarak önem taşıyorsa, o ülkeler muhakkak ya sömürge altındadır ya da güçlü devletin baskısı ve kontrolü altındadır.
Bu bağlamda ilk olarak Fransa’yı ardından Rusya’yı inceleyelim. Fransa’nın Suriye üzerindeki emelleri çok çok eskiye dayanmaktadır.- Haçlı seferleri- Fakat ben anlatmaya günümüzden başlayacağım, mağlum köşe yazısı.
Fransa, Suriye’deki mezhep farklılığından epey faydalanmıştır, ülkede yaşayan halkı mezhep çatışmasıyla birbirine yabancı hale getiriyor. Bununla kalmıyor elbette, bölgedeki misyoner rakiplerinin sayılarını da arttırmıştır.- Bu misyonerler dini yaymanın yanı sıra tabi oldukları ülkenin çıkarları ve emelleri doğrultusunda faaliyet gösteriyorlardı.- Amaç ülkeyi asimile etmek. Ülkede okullar açarak Araplara karşı, Türkleri kötülemişlerdir. İşte bu ayrım ülkeleri için insanların savaşmasına engel olmaktadır. Yaşamakta olan yerel halk, vatanına, vatandaşına yabancı haldedir. Hiçbir zaman tam anlamıyla kendi topraklarında huzurlu bir şekilde yaşama sansı elde edememişlerdir.
Rusya’ya gelecek olursak, nüfusu gitgide azalmakta olan Rusya’nın şuan Suriye’den çekilmesi muhtemel değildir. Balkanlara benzemekten korkan Rusya, çift kutuplu sistemdeki gücünü çoktan yitirmiştir, parçalanmak tehdidi altında Ortadoğu’da ki geniş nüfusu kullanmak çabası içerisindedir.
Şimdi soruların cevaplarına gelince, herkes Türkiye neden Elbab’a asker gönderiyor, onların vatandaşı askere gitmiyor diye söyleniyor, evet bu konuda bende oy kullandım kendi vatandaşlarının ülkeleri için savaşmaları adına, fakat vatandaşları birbirine yabancı, gelişmiş orduları yok, halkları bilinçsiz, o kadar bilinçsizler ki emanet olarak yaşadıkları başka bir vatanda hala çok rahat çocuk sahibi olabiliyorlar. Ayrıca Suriye bizim sınır kapımız orada yaşanacak en kötü durum bizim vatanımızı kötü şekilde etkileyecektir. Fakat maalesef kimse bu şekilde düşünmüyor. Bizim kendi vatanımızı koruduğumuzun kimse farkında değil. İlk paragraftaki soruların cevapları ise; Kimse kendi vatanı varken başka bir toprakta yaşamak istemez, hukuken de Suriye toprakları güvenli hale geldiğinde elbette yollanacaklardır. Türkiye devleti de onları özel bir burs vermemektedir, yalnızca Avrupa’nın verdiği fon ile aylık maaşları bulunmaktadır. Türkiye’nin kampta vermiş olduğu ayrıcalıklar vardır yalnızca. Şuan ki profile baktığımız vakit Romantik düşünmekten ziyade realist davranmak zorundayız. Hatay’da bulunan mülteciler ise, özellikle Sünni- Şii çatışması altında olanlar, kanımca tehdit oluşturmaktadırlar. Çünkü batının yeni oyunu bu mezhepler arasındaki çatışmaları tetiklemek olacaktır. Türkiye bu konuda önlemini almazsa, yeni bir Alevi devleti kurulması durumu vuku bulabilir.-Mersin, Muğla,Hatay hattı boyunca- Orada burada kendilerini geçindirmek için yaptıkları işleri eleştirmekten ziyade Türkiye’ye geçici süreliğine de olsa katabilecekleri imkanlar konusunda tartışmalar yapmalıyız.
Umarım faydalı bir yazı olmuştur, aklınıza takılanlar için [email protected] adresine sorularınızı beklerim.
Özgür DALÇIK
Uluslararası İlişkiler

Karabük‘ün kış turizmindeki önemli noktalarından 2 bin rakımlı Keltepe Kayak Merkezi’nde yeni sezon hazırlıkları aralıksız devam ediyor.
Karabük şehir merkezine yaklaşık 23 kilometre uzaklıkta bulunan merkezde, ziyaretçilerin güvenli ve konforlu bir sezon geçirmesi amacıyla mekanik bakım ve teknik kontroller titizlikle yürütülüyor. Bu çerçevede telesiyej sisteminin makara ve rulman bakımları gerçekleştirilirken, röntgen sistemiyle hat kontrolleri ve gerekli bakım çalışmaları da sürdürülüyor.
5 bağımsız piste sahip Keltepe Kayak Merkezi’nde 875 metre uzunluğunda telesiyej, 500 metre uzunluğunda teleski ve yeni başlayanların kullanımına yönelik baby lift sistemi bulunuyor. Farklı zorluk seviyelerindeki pistleriyle hem kayak öğrenmek isteyenlere hem de deneyimli kayak severlere hitap eden merkez, günübirlik ziyaretçilere hizmet veriyor.
Ekipler, mekanik sistemlerin güvenli ve sorunsuz şekilde hizmet verebilmesi için teknik kontrollerini sürdürürken, Keltepe Kayak Merkezi’ni yeni kış sezonuna hazır hale getirmek için çalışmalarına devam ediyor.
Filozof
•Çok yerinde bir tespit tebrik ediyorum (başarılar)