Sabancı

ÇÖLYAK HASTALIĞI

Karabük Haber Avatarı
Karabük Haber tarafından
19 Ocak, 2017 23:19 tarihinde yayınlandı
0
0
Tıklanma: 22
Okuma Süresi: 3dk
Cengiz Ünal

Sık tekrarlayan karın ağrıları, şişkinlik, bulantı, iyileşmek bilmeyen ishal, kötü kokulu ve yağlı dışkılama, halsizlik, kilo kaybı, kemik ve eklem ağrıları, adet düzensizliği, geçmeyen veya sık tekrarlayan aftlar, bacaklarda uyuşma ve karıncalanma, ciltte kaşıntılı ve sulu kabarcıklar, diş minesinde bozukluklar, depresyon… Birbirleriyle hiç ilgisi yokmuş gibi görünen bu belirtilerin sebebi ekmekteki bir protein olabilir. Buğday, arpa, yulaf ve çavdarda bulunan gluten isimli bir proteinin yol açabileceği sorunlardan söz etmek istiyorum bugün sizlere. Genetik yatkınlığı olan kişilerde bu proteinin aktif maddesi olan gliadin, bağışıklık sistemi tarafından yabancı madde olarak kabul edildiğinde bağırsakların iç yüzeyini örten tabakada bir tür savaş başlar. Bu mücadele sırasında ince bağırsağın iç yüzeyi hasara uğrar, görev yapamaz hale gelir. Sonuç olarak vitamin, mineral ve gıda emilimi bozulur. Ortaya çıkan hastalığın adı Çölyak hastalığıdır. Çölyak hastalığı hem bağışıklık sistemi hastalığı, hem gıda alerjisi, hem en sık rastlanan genetik hastalıktır. Türkiye’de her 100 kişiden birinin sorunu olup, hastaların yüzde 90 kadarında tanı konmamış olabilir. Tanı konmuş hastaların yakınlarında on kat sık rastlanır. Bazı kişilerde sorun, Çölyak hastalığı boyutuna ulaşmayıp glutene aşırı duyarlılık düzeyinde kalır, bağırsakların iç yüzeyi bozulmaz. Toplumda bu konu ile ilgili tarama çalışmaları yapılmadığı için görülme sıklığı gözlem ve tahminlere dayanmakta olup yüzde 10 ile yüzde 50 arasında oranlar verilmektedir. Şişkinlik, ishal ya da kabızlık, karın ağrıları, ciltte kronikleşen kaşıntılar, depresyon, eklem ve kas ağrıları, kol ve bacaklarda uyuşma veya karıncalanma, unutkanlık, zihin yorgunluğu gibi sorunların nedenleri arasında gluten aşırı duyarlılığı ihtimalini de dikkate almak gerekir. İnsanların milyonlarca yıl avcı toplayıcı bir yaşam sürdükten sonra yaklaşık on bin yıl önce yerleşik hayata geçip tarım yapmaya başladıkları, beslenme alışkanlıklarında büyük bir değişim olduğu, tahıl tüketmeye başladıkları tahmin ediliyor. Milyonlarca yılın yanında önemsenemeyecek kadar kısa bir zaman dilimi olan on bin yılda insanların genetik yapısının tahıla ve dolayısıyla glütene uyum gösterecek değişiklikleri yapamadığı düşünülmekte. Bu sorunla başa çıkmaya çalışan insan vücudu son yıllarda bakın başka nelerle karşılaştı? Yüksek oranda gluten içeren hazır gıdaların tüketimi arttı. Genetiği değiştirilmiş buğdayda gluten oranı arttı. Un üretimindeki işlemler sırasında lif, mineral ve vitamin içeren kısımların buğdaydan ayrılmasıyla tahılın besin değeri azaldı. Çok ince parçacıklara ayrıldığı için emilimi daha hızlı olan ve dolayısıyla insülin direncine davetiye çıkaran rafine un üretimi arttı. Gluten, beyinde morfin benzeri bir etki yaptığı için özellikle beyaz ekmek tüketimi bir bakıma bağımlılık halini aldı. Çölyak hastalığı ve gluten aşırı duyarlılığı nedeniyle süt sindiriminin de bozulabileceği anlaşıldı. Glutenin bağırsaklardaki faydalı mikrop miktarını azalttığı belirlendi. Teşhis koymak için önce şüphelenmek gerekiyor. Çölyak hastalığından şüphelenildiğinde başvurulacak en kolay yol öncelikle gluten içeren gıdaları, en başta da beyaz ekmeği yememektir. Belirtilerde azalma olması ve beyaz ekmekle aynı belirtilerin tekrarlaması bizi tanıya yaklaştırır. Bazı laboratuvar testleriyle tanıya daha fazla yaklaşılabilir. Kesin tanı ise ince bağırsaktan yapılan biopsi ile konur. Çölyak hastalığı bağışıklık sistemine ait bazı hastalıklarla birlikte görülebilir. Tip 1 şeker hastalığı, tiroide ait bağışıklık sistemi hastalıkları ( Hashimoto hastalığı ve Graves hastalığı ), romatoid artrit, MS adı verilen bir tür merkezi sinir sistemi hastalığı, lupus, otizm, sedef  hastalığı , hemolitik anemi adı verilen bir kansızlık türü, timoma, lefoma, dikkat eksikliği ve hiperaktivite  hastalığı başlıca örneklerdir. Tedavi sadece diyetle yapılır. Başta beyaz ekmek olmak üzere gluten içeren hazır gıdaların tüketilmesine son verilir. En iyisi ekşi mayadan yapılan geleneksel ekmek, ya da bu mümkün değilse kepekli ve tam tahıl ekmek tüketmektir. Ekşi mayadan yapılan ekmekte faydalı bakterilerin bulunması ek bir yarar sağlar. Hastalığın tamamen düzelmesi ileri yaştaki kişilerde bazen iki yılı bulabilirse de genellikle üç altı ay içindedir. Özet olarak belirtmek istiyorum ki, doğal yaşamdan ve doğal besinlerden ne kadar uzaksak sağlığımızın bozulma ihtimali de o kadar fazladır. Sağlık en büyük hazinemizdir, onu koruyalım.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Safran bitkisi Keşkek ile birleştirildi

Karabük Haber Avatarı
Karabük Haber tarafından
04 Kasım, 2026 13:16 tarihinde yayınlandı
0
0
Tıklanma: 207
Okuma Süresi: 1dk
Cengiz Ünal

Karabük‘ün Safranbolu ilçesinde 10. Uluslararası Safran Festivali kapsamında düzenlenen gastronomi etkinliğinde, geleneksel keşkek yemeği safranla buluşturularak “safranlı çıtır keşkek” hazırlandı.
UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan ‘Cittaslow’ ünvanına sahip Safranbolu’daki Hıdırlık Seyir Tepesi’nde “Gastronomy Living Lab” etkinlikleri gerçekleştirildi. Etkinlikte Şef Osman Mahir Balıkçı, Mehmet Can Çakıroğlu’nun katkılarıyla geleneksel keşkek yemeğini Safranbolu’nun “kırmızı altın” olarak bilinen safranıyla buluşturarak “safranlı çıtır keşkek” hazırladı. Yöresel lezzetlere yenilikçi bir yorum kazandırmak amacıyla hazırlanan yemek, etkinliğe katılanların beğenisine sunuldu.
Festival kapsamında düzenlenen gastronomi etkinlikleriyle Safranbolu safranının farklı yemeklerde kullanımı yaygınlaştırılarak kent tanıtılıyor.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.