Günlük konuşmaların, iyi niyet temennilerinin ve olumlu bir gelecek projeksiyon çizmenin çok ötesinde bir gerçekle burun burunayız. Bunun adı finansal kriz. Üstelik sadece bize has bir kriz. Birkaç ay daha bu şekilde giderse, firma batışları hızlanacak. Bu kadar hızlı artan dolar kuruna hiçbir ekonomik güç dayanamaz. Dolar kurunun bu kadar artmasının sebebi, Türkiye’ye olan “dış mihrak” saldırıları değil. TCMB’ye olan güvensizliktir. Güven piyasaların bir numaralı çıpasıdır. Şu an TL’ye karşı güven sorunu başlamıştır. Bu yüzden her gün yeni bir rekor ile uyanıyoruz. TCMB’nin hamlelerinin çok gecikmesi, para politikasına olan güveni son derece sarsmıştır. Gerçekten de TCMB’nin en son yaptığı 50 bp oranında döviz munzam karşılıkların düşürülmesi 25 dakika etkili olabilmiştir. Sonra aynı gazda dolar kuru yeni zirvelere yelken açmıştır. Artık lafla, sözel müdahale ile, palyatif çözümler ile dolar kuru tutulamaz. Artık çareler tükeniyor. Çok korktuğumuz “faiz artırımı” mecburiyeti oluştu. Başka şekilde dolar kuru tutulamayacak. Ben faiz artırımlarından korkmuyorum aslında, korku hükümet tarafından pompalanıyor. Faiz artırmak öcü değil, tam aksine ekonomilerde kullanılan çok sert bir silahtır ve parasal istikrarı size sunar. Nedendir bilinmez ama, ülke yönetiminde faize karşı inanılmaz bir sertlik uygulanıyor. Etki-tepki yasası gereğince o da bize aynı sertlikte cevap veriyor. Ben de faizci düzeni savunacak değilim; ancak İslami finans denilen modelde faizin adı değişiktir:”kar payı”. Aslında faizin başka dilde söylenmesidir. Anlatmak istediğim, maalesef ki “dünya üzerinde faiz olamadan hiçbir finans sisteminin var olmadığıdır”. Bu yüzden dindar kesimi biraz kızdırabilirim. Fakat gerçek bu. Ve gerçeklerin çok büyük kısmı acıdır. İşte bu anlamda, sırrına bir türlü eremediğim ve kim olduğundan tüm ömrüm boyunca kuşku içinde dolaştığım (!) “dış mihraklar” bizleri perişan etmiyor. Bizleri TCMB’yi faiz artırma ve para piyasasında araç bağımsızlığına izin vermediğimiz için yarattığımız güven bunalımı perişan ediyor. Şunu anladığımız gün, işler çok daha kolay olacak. Kısacası piyasalar şu an TCMB’nin gerektiğinde rahatça faiz artırıp dövizin önünü kesebileceğine ikna değiller. Faizi artırırsalar, Erdem Başkan’ın (Başçı) akıbetine uğrayıp vatan hainliği ile suçlanmayı göze alacaklar. Gerçekten de, şu dönemlerde TCMB yöneticisi olmak istemezdim. Evet, gemi kaptanlığı fırtınada iken belli oluyor. Tabi elinde mücadele aracı varsa ve daha önemlisi aracı varken bir şeyler yapmasına izin veriliyorsa… Bu yüzden piyasalar güven testi yapıyorlar ve TCMB’yi deniyorlar. TCMB’nin gerçekten bağımsızlığı varsa ve bunu kullanabiliyorsa, politika faizini en az yüzde 12’ye yükseltmesi gerekir. (Şu an piyasada oluşan 2 yıllık tahvil kağıdına ait faiz 11,30, yani piyasada kote olan reel faiz bu; TCMB bunun hafif üstüne çıkmalı ki, kriz durulsun). Bakalım gelecek günler ne gösterecek. TCMB bu kritik hamleleri atabilecek mi? Kişisel fikrim olumsuz. Çünkü tüm bakanlar ve ekonomi kurmayları müdahalenin gereksiz olduğu görüşünde (bu görüşlere benim katılıp katılmamam yersiz, çünkü piyasa dinamikleri zaten bunu sorgulamanın bile aptalca olduğunu gösteriyor). Hayırlısı diyelim…



