Sabancı

BİYOLOJİK SAAT

Karabük Haber Avatarı
Karabük Haber tarafından
03 Ocak, 2017 11:05 tarihinde yayınlandı
0
0
Tıklanma: 30
Okuma Süresi: 3dk
Cengiz Ünal

Kusursuz işleyen yasaları olmasaydı sınırsız büyüklükteki evrene kaos hakim olurdu kuşkusuz. Hatta biz insanlar da beden ve ruh sağlığımızı korumak için bu yasalarla uyum içinde olmak zorundayız. Hemen belirteyim ki bu yazı bir felsefe veya astronomi yazısı değil ama büsbütün de bunların dışında değil. Evrendeki her şey gibi, insanların ve tüm canlıların yaşamsal faaliyetlerinin de belirli bir düzeni vardır. Bunlar günlük, aylık ya da yıllık periyotlar şeklinde olabilir. 24 saatlik periyotlara “Biyolojik Saat” denir. Bugün sizlere biyolojik saatten, yani aslında hayatın ritminden ve dolayısıyla da evrenin ritminden bahsetmek istiyorum. Beynimizin çok korunaklı bir yerinde evrimsel anlamda göz sayılabilecek bir merkezin varlığından haberdar mıydınız? Evet, bildiğimiz göz, ama beynin içinde…Her iki gözden beyne giden sinirlerin kesiştiği noktanın hemen üstündeki bir yer burası. Kısaltılmış adı SCN olan bu merkez ışığa duyarlıdır. Işıkta faaliyeti duran, karanlıkta çalışan bir sistem var burada. Dünyanın kendi ekseni etrafında 24 saatte bir tur atmasıyla oluşan gece ve gündüz, yani evrenin ritimlerinden biri bu merkez tarafından algılanır. Burada ışığın, genlerin ve hormonların bir işbirliği söz konusudur. Bu işbirliği sayesinde gece uyur, gündüz uyanık kalırız. Melatonin isimli bir hormon başroldedir bu çalışmalarda. SCN’nin kontrolü altında çalışan melatonin gece 21 de salgılanmaya başlar, 02 ile 04 arasında kanda en yüksek düzeye ulaşır, Güneş ufuktan yükselip yüzünü göstermeye başlarken kandan hızla kaybolur. Melatonin isimli bu hormon sayesinde gece uyumak, gündüz uyanık kalmak mümkün olur. En iyi bilinen bu fonksiyonunun yanı sıra bakın başka nelerle ilgilidir melatonin ve dolayısıyla biyolojik saatimiz?.. Melatonin son derece güçlü bir antioksidandır. Bu nedenle kronik tahrip edici pek çok hastalığa karşı vücudumuzun direnmesinde görev alır. Sağlıklı uyku sırasında vücudun adeta bakım ve tamiri yapılır. Melatoninin de katkıda bulunduğu biyolojik saat hormonların salgılanması, vücut ısısı, açlık, kalp fonksiyonları, tansiyon, ruh hali, zihinsel uyanıklık ve bağışıklık ile de ilgilidir. Biyolojik saatin ayarı bozulduğunda yani bir bakıma evrenin ritmine ters düşüldüğünde birçok sağlık sorunlarının görülmesi hiç de şaşırtıcı değildir. Kıtalar arası uçak yolculuklar nedeniyle gece ile gündüz birbirine karışınca biyolojik saat geçici olarak bozulur, jet lag adı verilen bazı geçici sorunlar ortaya çıkar. Biyolojik saate uygun davranmamak kalıcı bir hal alırsa sorunlar da kalıcı hale dönüşebilir. Gece çalışmak zorunda olanlar, yaşam biçimi olarak gece uykusuz kalmayı tercih edenler ve uyku bozukluğu çeken hastalar çok daha kolay şişmanlar. Uyku düzenin bozulması ile insülin direncinin arttığını gösteren çok sayıda çalışma vardır. Kısacası biyolojik saatin bozulması şeker hastalığına davetiye çıkarmak anlamına da gelir. Sabahın erken saatlerinde bazı hormonlar bedeni uyanık duruma getirmek için etkinleşir. Bu hormonlar gün içinde dalgalanmalar gösterirler. Açlık kan şekeri ölçümünün sabah aç karnına ve olabildiğince erken saatte yapılmasının gerekçesi şekerin bu dalgalanmalardan etkileniyor olmasıdır. Bağışıklık sistemimizin de günlük bir ritmi vardır. Örneğin bakteriyel bir enfeksiyona yakalandığımız zaman ateşimiz genellikle öğleye doğru yükselir. Virüslere bağlı enfeksiyonlarda ise genellikle akşama doğu ateş yükselmesi olur. Ayrıca uykusuz gecelerden sonra enfeksiyon hastalıklarına daha kolay yakalandığımıza hemen hemen hepimiz tanık olmuşuzdur. Uyku bozuklukları olanlarda bazı kanserlere yakalanma olasılığında artış olduğuna dair de çalışmalar vardır. Örneğin bir çalışmada gece çalışan ve uyku sorunları yaşayan kadınlarda meme kanserinin daha sık görüldüğü saptanmıştır. Depresyon ve diğer psikolojik hastalıklarla biyolojik saate ters düşerek yaşamak arasında bağlantılar olduğu anlaşılmıştır. Kalp krizine yakalanma riski sabah 06 ile 12 arasında daha yüksektir. Bu saat dilimindeki kalp krizleri aynı zamanda en tehlikeli olanlardır. Kalp krizine ez az rastlanan zaman aralığı ise gece yarısı ile 06.00 arasıdır. Ölüme neden olan kalp ritm bozuklukları sabahın erken saatlerinde ve ondan daha az ihtimalle akşam saatlerinde olur. Biyolojik saatin ritmini belirleyen bir genetik faktörün kalpteki elektriksel aktiviteyi de etkilediği keşfedilmiştir.    Tansiyon ilaçlarının akşam alınmasının biyolojik saate uygun olduğu ve etkinliğinin arttığı anlaşılmıştır. Acıya duyarlılık sabah saatlerinde günün diğer saatlerine göre daha yüksektir. Gün ilerledikçe acıya duyarlılık azalır.  Uzun sözün kısası evrenin yasalarına ve biyolojik saate uygun yaşamak beden ve ruh sağlığımız için çok önemlidir. Yeni yılınızı kutluyor, biyolojik saatinizin bozulmamasını ve her şeyin gönlünüzce olmasını diliyorum.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Safran bitkisi Keşkek ile birleştirildi

Karabük Haber Avatarı
Karabük Haber tarafından
04 Kasım, 2026 13:16 tarihinde yayınlandı
0
0
Tıklanma: 186
Okuma Süresi: 1dk
Cengiz Ünal

Karabük‘ün Safranbolu ilçesinde 10. Uluslararası Safran Festivali kapsamında düzenlenen gastronomi etkinliğinde, geleneksel keşkek yemeği safranla buluşturularak “safranlı çıtır keşkek” hazırlandı.
UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan ‘Cittaslow’ ünvanına sahip Safranbolu’daki Hıdırlık Seyir Tepesi’nde “Gastronomy Living Lab” etkinlikleri gerçekleştirildi. Etkinlikte Şef Osman Mahir Balıkçı, Mehmet Can Çakıroğlu’nun katkılarıyla geleneksel keşkek yemeğini Safranbolu’nun “kırmızı altın” olarak bilinen safranıyla buluşturarak “safranlı çıtır keşkek” hazırladı. Yöresel lezzetlere yenilikçi bir yorum kazandırmak amacıyla hazırlanan yemek, etkinliğe katılanların beğenisine sunuldu.
Festival kapsamında düzenlenen gastronomi etkinlikleriyle Safranbolu safranının farklı yemeklerde kullanımı yaygınlaştırılarak kent tanıtılıyor.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.