Sabancı

BİRİ BAŞKANLIK MI DEDİ?

Karabük Haber tarafından
30 Mart, 2017 19:50 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 31.03.2017 00:03
0
4
Tıklanma: 42
Okuma Süresi: 2dk
Cengiz Ünal

Gündemin en hararetli konusu olan başkanlık tartışmaları toplumu kıskacı altına almış bulunmakta. Herkes bir yerden bir şey söylüyor, birbirini ikna etmeye çalışıyor fakat kafalar karışık…

Ülkede ki başkanlık tartışmaları kahve siyaseti halini almış bulunmakta. Teyzelerimizin, amcalarımızın hatta çocuklarımızın dilinde başkanlık! Yahu biride demiyor ki nedir bu başkanlık? Okuyalım demiyor. Yalnızca kendini kanıtlamak adına üzerine konuşup duruyoruz. Başkanlığın getirisinin ve götürüsünün ne olduğundan çok kim evetçi, kim hayırcı ona dikkat ediliyor ne yazık ki. Hayırcıysan, vatan haini; Evetçi isen, cahil oluyorsun. Basıyoruz damgayı! Toplum olarak insanları damgalamaya olan merakımız ne zaman bitecek merak konusu doğrusu. Ülkemiz için mühim bir mesele başkanlık konusu. Araştırılıp iyice anlamaya, kavramaya harcayacağımız vakti yan komşu referandumda ne oy kullanacak acaba diye kafa yoruyoruz. Yahu ne yapacaksın bırak Ahmet amca hayır desin, Ayşe teyze evet desin. Nedir bu öfke? Saygı ve sevginin önemine atıfta bulunanlar, şimdi o o’cu olmuş, bu bu’cu olmuş diye birbirleriyle ilişiğini keser olmuş. Birlik beraberlikse eğer mesele burada da kenetlenmeli insanlar diye düşünüyorum.

Geçen bir arkadaşıma konu hakkında ki fikrini sorduğumda, tabi ki evet diyeceğim ben vatan haini miyim dedi. Şaşkın gözlerle bana doğrulttu gözlerini, sanki hayır dersem eğer yanımdan koşar adımlarla uzaklaşacakmış gibi. İnsanları toplum baskısı sarmış durumda. Her iki tarafta öylesine damgalanmış ki, ortamına göre bile fikrini değiştiren insanlar görüyorum. Bir düşünce üzerine çatışma çıkarmak bu kadar kolay olmamalı. insani değerlerimiz üzerine hangi ideolojinin üstünlüğü kabul edilebilir ki?

Yine başkanlığın konuşulduğu bir ortamda evet demesinin sebebini, Erdoğan’ı çok sevmesinden ötürü olduğunu açıklayan birisiyle karşılaştım. Saygı gösteririm tabi ki. İnsan savunduğu davayı sevgisiyle bütünleştirmeli. Fakat ciddi bir ülke meselesidir bu. Enine boyuna okumak, kararını araştırıp öğrendiklerin

doğrultusunda vermek ne kadar anlamlı olacak oysa ki. Yine evet de, ama bilerek, bilincinde olarak de yahu!

Başkanlık dendiğinde beyinlerde kan gövdeyi götürüyor. Sesler yükseliyor, sinirler zıplıyor yerinden. Siyasilerimizin bile ekran önünde birbirlerinin düşüncelerine tahammül kalmamış. Aynı partinin hem evet kesiminin hemde hayır kesiminin olması kadar doğal bir şey yoktur herhalde. Fakat bir kabullenemeyiş, sindiremeyiş söz konusu. Birlikte aynı dava üzerine kafa yoran ve koşturan kişilerin, referandum için yaptığı konuşma salonuna zorla girip gösteri yapmak ne kadar gerekli ve etik bilemiyorum. İnsan olarak saygı çerçevesinde kalamamak, bitmeyen çatışmaların daha da ilerlemesine sebep vermekten öteye gidemeyecektir. Böylesi bir ortamda kim kiminle sağlıklı bir bilgi alışverişi yapabilir? Kimse. Kim kime dum duma bir şekilde oy kullanılacak, kim neden evet veya hayır dediğini bilmeyecek. Gidişata bakılırsa eğer referandum sonucu ne çıkarsa çıksın, kararın sağlam bir zeminde alınmadığı gerçeği yadsınamayacak.

16 Nisan’a 16 gün kala, hayırla kalın!

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

4 Yorum

  1. okur

    •

    yanlışınız var sayın malkoç.

    evet diyenlerin çok büyük çoğunluğunun neden evet dediği hakkında fikri yokken, bu durum hayır diyenlerde tam tersi.

    algı yaratıyorsunuz. ayıptır.

    1. Efe

      •

      Ben size katılmıyorum
      Objektif bir yazı kaleme almış
      Kendisine teşekkürlerimi arz ediyorum

  2. Sümeyye

    •

    Sağduyu ağırlıklı yazını keşke bir ünlem ile bitirmeseydin Kübra’cım.. Yazını “bölüm 1” olarak okuyorum zira oylanacak olan başkanlık sistemini “Biri diyor ki: Nedir bu başkanlık?” adlı “bölüm 2” şeklinde yazmanı umuyorum.. Aksi taktirde kapanış cümlen koca bir boşlukta asılı kalıcak.. Başarılarının devamını diliyorum, bölümümüzün gururu.. 😉

  3. Mehmet

    •

    İçerik, üslup beklentim karşıladı mı? Hayır. Ancak, sonunda eli kalem tutan, kullandığı kelimelerin anlamını yada imla kurallarını bilen birileri yerel medyada yazmaya başladığı için gerçekten çok sevincliyim. Başarılarınızin artarak devam etmesini dilerim. Konuyla ilgili fikrime gelirsek. Madem bu kadar gürültüden kimse kimseyi duymuyor? O halde soralım. Mutfakta biri mi var? Bu gürültü dikkatleri mutfaktan salona çevirmek için olabilir mi? Sahi bu hızlı ve hesap vermekten uzak karar alma mekanizması -kim için degil- ne için,hangi kararları alabilmek için isteniyor?

Kardemir’den rekor kar açıklaması

Karabük Haber Avatarı
Karabük Haber tarafından
05 Kasım, 2026 11:49 tarihinde yayınlandı
0
0
Tıklanma: 34
Okuma Süresi: 2dk
Cengiz Ünal

Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları’nın A.Ş (KARDEMİR) 2026 yılının ilk dokuz ayındaki net karı 6,58 milyar TL’ye ulaşırken, FAVÖK marjı yüzde 12,14’e yükseldi. Şirketin net nakit pozisyonuna geçişi ve öz kaynaklarındaki artış, finansal sonuçlarda öne çıktı.
Türkiye’nin ilk entegre demir çelik fabrikası KARDEMİR’in 2026 yılı üçüncü çeyrek konsolide finansal sonuçları açıklandı. Açıklanan verilere göre, yılın üçüncü çeyreğinde 269,3 milyon TL net kar elde edilirken ilk dokuz aylık dönemde net kar 6,58 milyar TL’ye ulaştı. Şirketin 2026 yılının ocak-eylül dönemindeki satış gelirleri 60,57 milyar TL olarak gerçekleşirken, üçüncü çeyrekte 21,14 milyar TL satış geliri kaydedildi. İlk dokuz aylık dönemde esas faaliyet karı 2,04 milyar TL, faiz, amortisman ve vergi öncesi kar (FAVÖK) ise 7,36 milyar TL olarak gerçekleşti. FAVÖK marjı, geçen yılın aynı dönemine göre 3,01 puan artarak yüzde 12,14’e yükseldi.

KARDEMİR’in öz kaynakları 114,7 milyar TL’ye ulaştı
KARDEMİR’in finansal sonuçlarında net nakit pozisyonuna geçiş ve öz kaynaklardaki artış dikkat çekti. Şirketten yapılan açıklamada, “30 Eylül 2026 itibarıyla 2,10 milyar TL net nakit pozisyonuna ulaşılırken şirketin toplam varlıkları 162,14 milyar TL, öz kaynakları ise 114,70 milyar TL olarak kaydedildi. Üretim altyapısını geliştirmeye ve rekabet gücünü artırmaya yönelik yatırımlarını sürdüren KARDEMİR’in, 2026 yılının ilk dokuz ayında 67,64 milyon dolar yatırım harcaması gerçekleştirdiği bildirildi. Üretim süreçlerinde verimliliğin artırılması, kaynakların etkin kullanılması ve maliyet disiplininin korunması, şirketin öncelikli çalışma alanları arasında yer alıyor. Bu doğrultuda üretim kapasitesinin etkin kullanımı ve operasyonel verimliliğin geliştirilmesi, uzun vadeli rekabet gücünün temel unsurları arasında değerlendiriliyor. Türkiye Yüzyılı vizyonunun üretim, yatırım ve katma değer odaklı kalkınma hedefleri doğrultusunda, KARDEMİR’in köklü sanayi birikimi, verimlilik odaklı yaklaşımı ve üretim altyapısına yönelik yatırımlarıyla Türkiye sanayisine katkısı sürdürülüyor. Cumhuriyet’in sanayileşme hamlesinin önemli kuruluşlarından biri olan KARDEMİR’in üretim gücünü ve rekabet kapasitesini geliştirmeye yönelik çalışmaları, ‘Üreten KARDEMİR, güçlü Türkiye’ anlayışıyla devam ediyor” denildi.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

4 Yorum

  1. okur

    •

    yanlışınız var sayın malkoç.

    evet diyenlerin çok büyük çoğunluğunun neden evet dediği hakkında fikri yokken, bu durum hayır diyenlerde tam tersi.

    algı yaratıyorsunuz. ayıptır.

    1. Efe

      •

      Ben size katılmıyorum
      Objektif bir yazı kaleme almış
      Kendisine teşekkürlerimi arz ediyorum

  2. Sümeyye

    •

    Sağduyu ağırlıklı yazını keşke bir ünlem ile bitirmeseydin Kübra’cım.. Yazını “bölüm 1” olarak okuyorum zira oylanacak olan başkanlık sistemini “Biri diyor ki: Nedir bu başkanlık?” adlı “bölüm 2” şeklinde yazmanı umuyorum.. Aksi taktirde kapanış cümlen koca bir boşlukta asılı kalıcak.. Başarılarının devamını diliyorum, bölümümüzün gururu.. 😉

  3. Mehmet

    •

    İçerik, üslup beklentim karşıladı mı? Hayır. Ancak, sonunda eli kalem tutan, kullandığı kelimelerin anlamını yada imla kurallarını bilen birileri yerel medyada yazmaya başladığı için gerçekten çok sevincliyim. Başarılarınızin artarak devam etmesini dilerim. Konuyla ilgili fikrime gelirsek. Madem bu kadar gürültüden kimse kimseyi duymuyor? O halde soralım. Mutfakta biri mi var? Bu gürültü dikkatleri mutfaktan salona çevirmek için olabilir mi? Sahi bu hızlı ve hesap vermekten uzak karar alma mekanizması -kim için degil- ne için,hangi kararları alabilmek için isteniyor?