KARABÜK BELEDİYE BAŞKANI RAFET VERGİLİ BÜRÜKSEL’DE YEREL YÖNETİMLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ KONULU BİR ETKİNLİĞE KATILDI
VERGİLİ; AVRUPA BİRLİĞİNE GİREBİLECEĞİMİZİ DÜŞÜNMÜYORUM
İKİ YIL SONRA GÖREVİM BİTİYOR. İŞİMİN BAŞINA GERİ DÖNECEĞİM…
Aralarında Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili’ninde bulunduğu Türkiye’den Belediye Başkanları, Brüksel’de düzenlenen bir etkinlikte yerel yönetimlerin güçlendirilmesi konusunda görüşlerini paylaştı.
Avrupa Birliği (AB) Bölgeler Komitesi Türkiye Çalışma Grubu, Genişleme Günü kapsamında Brüksel’de “Yerel Yönetimlerin Güçlendirilmesi” konulu bir etkinlik düzenledi.
Etkinliğe Türkiye’nin AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Faruk Kaymakcı’nın yanı sıra Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ve Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili konuşmacı olarak katıldı. Belediye başkanları konuşmalarında, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi konusunda görüşlerini dile getirerek, tecrübelerini paylaştı.
Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili yaptığı konuşmada; “Sayın Başkan, Sayın Delegeler, değerli misafirler hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ben Türkiye’den Milliyetçi Hareket Partisi Belediye Başkanıyım. Reformist muhafazakar parti’nin üyesiyim. Ak Parti’de Yerel Yönetimler temsilcisiyim. Bulunmuş olduğum şehir 100 bin nüfuslu, 120 bin yaşayan toplam nüfuslu, 170 bin nüfuslu, Türkiye’de Cumhuriyet döneminde en erken kurulmuş bir şehrin Belediye Başkanıyım. Partimizin Türkiye’deki oyu %13 civarlarında. Karabük ilimizde partimizin oyu %5, iktidar partisinin %65 oyu olmasına rağmen 2. Dönemde %52.5 gibi bir oy ile tekrar seçim kazandım. Ben Belediye Başkanı olarak yalnız hizmet ediyorum. Sanayici kimliğim var. Yurt dışında fabrikalar yapıyorum. Genellikle Kuzey Afrika, Asya, Rusya ve Avrupa ülkeleri ile de ticaretim mevcut. Belediye kaynaklarından faydalanmıyorum, maaşını almıyorum, arabasına binmiyorum. Yalnız hizmet için Karabük’te 2 dönemdir Belediye Başkanıyım.
Belediyemizde kesinlikle rüşvet konuşulmaz. Bu konuda hiç kimseye hak sağlanmaz. Biraz sonra çok basit bir şekilde sizlere yapmış olduğum işlerden de bahsedeceğim. Yani siyasi ayrımcılık yapılmaz. Hiçbir zaman seçimlerde de siyasi kaynaklar kullanılmaz ve %52,5 gibi bir oy ile de seçim kazanıyoruz. Karabük şehrini doğu’daki Cizre şehrindeki tutuklanmış Belediye Başkanı ile mukayese edebilirsiniz.
Sizlere çok kısa olarak 8 yılda yapmış olduğumuz 350 Milyon Dolarlık bir yatırımdan bahsedeceğim. Devlete vergi borcumuz yok, kesinlikle sigorta borcumuz yok, işçimiz maaşını hiçbir zaman bir gün dahi geç almamıştır. Hatta 1 gün erken almıştır ve Sosyal Belediyecilik içerisinde pazar yerlerine ücretsiz servislerimiz mevcuttur. Üniversite alanlarını 6 milyon metrekareye çıkarttık. 1.500 kişilik yurt yaptık. Şuanda 1.500 kişilik huzur evi inşaatımız devam ediyor ve şehrimizde dilenci olmayan bir şehir. Buyurun gelebilirsiniz. Ailelere sürekli olarak siyasi kimlikleri sorulmadan 500-1000 kişi arasında sosyal yardım yapıyoruz. 500-1000 üniversite öğrencimize siyasi kimlikleri sorulmadan burs yardımı yapıyoruz ve bugüne kadar almış olduğu tüm kararları Belediye Meclisinde oy birliği ile almış olan bir Belediyeyiz. Hiçbir zaman muhalefet şerhi olmadan oy birliği almış olduğumuz kararları olan bir Belediyeyiz. İnşallah 2 yıl sonrada görevim bitiyor, kendi ticaretime döneceğim.
Partimiz her zaman iktidarların en fazla baskısına maruz kalmış olan bir parti. 80 öncesi 5 binden fazla arkadaşımız işkence görmüş, 40 tane arkadaşımız idam edilmiş. Her iktidar döneminde de iktidarların en fazla baskısının maruz olduğu, iktidarların en fazla üstümüze gelmiş olduğu, yaşam alanlarımızın daraltılmış olduğu bir partiyiz. Bizim de şikayetlerimiz var ama bu şikayetlerimiz kendi iç bünyemizde telafi edilebilecek, düzelttirilebilecek ve bunun mücadelesi verilebilecek, düzenlemelerle yapılabilecek işlevler.
Şimdi Avrupa Yerel Yönetimler Meclisindeki kararları okuduğum zaman bu kriterlerin hepsini de, uygun yasaları Türkiye Cumhuriyeti Devletinin düzenlediğini görüyorum ama geçen ki konsey oturumunda eş başkanlık sistemi konuşuluyor, burada başkanlık yetkilerinin nasıl verileceği, nasıl uygulanılacağı, bütün ülkelerin nasıl düzenlemeler yapacağı, bütün kriterleri belirlenmiş, biz ülkemizde buna göre bu kriterleri belirlemiş ve başkanlık sistemini getirmiş ve bizde başkanlık sistemi için çalışıyoruz. Benim Başkan Yardımcımda bir bayan.
Ben kendi gözlemlerimi söylüyorum, İtalya’da bir fabrika işi yaparken Romanya’dan o zaman serbest dolaşım hakkı aldıkları zaman işçi götürüp çalıştırdım Romanya’da. Hiç kimsede 600 lirayla Romanya’dan roman vatandaşı geldiği zaman Avrupa’da hiç kimse kalmadı ve onlar şuanda bile Türkiye’deki ücretlerin çok daha altında çalışmaya devam ediyor. Bütün vatandaşlarımızın asıl sıkıntısı bu. Benim kendi görüşlerime göre biz bütün kriterle uymuşuz ama sürekli olarak bazı vetolarla, bazı problemlerle karşılaşıyoruz. Mesela Yunanistan’ın problem. Yunanistan’ın vetosu, Rum Kesimi’nin vetosu (belki arkadaşlarımız dinlemiyor bile şuanda bu veto olayını). Yani bu vetoyu sürekli olarak kullanıyorlar. Biraz evvel soru sordular. Ben bildiğim kadarıyla Yunan Meclisinden Enosis ile ilgili okullarda hafta olarak kutlanması onaylandı. Rum Bölgesi Enosis’in bir hafta olarak kutlamasını onayladı. Yani Enosis, Rum Kesiminin Yunanistan’a bağlanması. Zaten Kıbrıs Savaşı’nın ana sebebi de bu. Yunanlıların tekrardan 10 bin askeri olduğunu biliyoruz. Rum Kesimi ne belirliyor bunu bilemiyoruz. Bunu soru olarak soramıyoruz. Geçen, Avrupa Konseyinde Rum Dış İşleri Bakanı konuşmasında çok nazik sorular aldı ve Türk kesiminin sorusunu almadı. Bunlar ayrı bir faktör. Bizim aslında Avrupa Birliği’ne girmemiz Türk vatandaşlarının çaresizliğini ortadan kaldıracak. Avrupa Birliği, ben şuna inanıyorum; gümrük mevzuatı ile ilgili bütün programları en kısa şekilde imzalar. Hiç itirazsız imzalar. Gümrük Birliği, Avrupa Birliği için çok kolay bir hadise. Bizim de imza atmamız gereken bir hadise. Çünkü, Avrupa Birliği hem fonlarıyla, hem büyük sanayi şirketleriyle Türkiye’ye sürekli olarak rüşvet ihraç etmekte. Bu Gümrük Birliği vasıtasıyla da bunu mükemmelleştirmekte. Türkiye yalnız iki iktidar döneminde, yani şöyle söyleyeyim; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin iki iktidar döneminde, hem Cumhuriyet Halk Partisi döneminde, hem Ak Parti döneminde Kilsan firmasıyla rüşvet skandalı yaşadı. Şuanda Avrupa ülkelerinin fonlarının kullanımında sürekli olarak rüşvet sizlere çok ucuz işgücü ihraç etmek, sizin çamaşırlarınızı dikmek, sizin gömleklerinizi dikmek ama Avrupa ile ilgili haklara geldiğimiz zaman durum bakalım bekleyin demek sizin görevleriniz bizim gördüklerimiz.
Sürekli olarak bir Kürt meselesi ortaya konuluyor. Kürt meselesindeki hadise şu; öz yönetim, özerk yönetim. Avrupa Birliği demiş ki özerk yönetim. Kürt vatandaşlarımızın idarecileri de şunu söylüyor; öz yönetim diyip arkasından şunu ilave ediyorlar biz savunma haklarımızı kullanırız. Tutuklandıkları zaman suç. Biraz evvel Selahattin Demirtaş’tan bahsedildi. Türkiye Cumhuriyeti Kobani olayları için her türlü desteği, para yardımlarını yapmış, kendileri yalnız şovmen olarak Kobani Belediye Başkanını konseye götürüp konuşturuyorlar, sorulara cevap dahi veremiyorlar. Koridor açmış, Kobani’nin IŞİD’in elinden kurtarılması için her türlü gerekli işlemleri yapmış, bir teşekkür dahi edilmiyor ama Selahattin Demirtaş vatandaşları sokağa çağırıp 40’a yakın masum vatandaşın ölmesine sebep oluyor. Bunun seçilmiş olması, milletvekili olması tutuklanmasının bir engelimidir yani. Bunun gibi olaylar. Tabi buradaki takdirlerin hepsi sizin. Aynı şekilde dediğim gibi biz, ben o kadar fazla Avrupa Birliği’ne girebileceğimizden umutlu olan birisi değilim. Bunlar benim görüşüm. Bu görüşüm ne partimi bağlar, ne de buradaki devlet makamlarını bağlar. Çünkü bir Yunanistan ve Rum Kesimi olduğu müddetçe, bir Kürt Meselesi olduğu müddetçe. Kürtlerin işine gelmemesinin en büyük sebebi de şudur; Şuanda Narkotik’in en büyük üretim merkezi, Kürtlerin terörle ilgili kontrolsüz bölgededir. Bugün bu Narkotik’in en büyük ihraç noktası da Avrupa’dır. Tamamen bir finans gücüne ulaşmaları, yani şuanda almış oldukları silah sizin çocuklarınızın kanlarıyla, sizin çocuklarınızı zehirledikleri paralarladır. Siz bu şekilde devam edersiniz biz de inşallah Türkiye olarak sizin standartlarınıza ulaşmamız içinde elimizden gelen çabayı gösteririz. Hepinize teşekkür ederim, sağ olun” dedi.



