Cep telefonuyla konuşmada Avrupa birincisi olduk. Fransa’nın tahtına oturduk. Ayda ortalama 299 dakika konuşuyormuşuz Ülkemizde cep telefonu abone sayısı 67 milyon. Yeni doğan bebekler ve çok ufak çocuklar dışında herkes telefon sahibi demek oluyor bu.
Kuşkusuz herkesin birbiriyle irtibatta olduğu bu dönemde neden toplumsal yalnızlık çekiyoruz? Evet herkes telefonla çok konuşuyor, herkesin elinde bir uğraşı var, fakat yolda yürürken kimse kimsenin yüzüne bakmıyor, gülümsemiyor, selam vermiyor.
Toplumdaki bireysel yalnızlığımızın sebebi teknolojik gelişmeler mi? Gerçekten sosyal medya üzerinden tanışan çiftler, yüzyüzeyken konuşamıyor mu? Selam vermenin, gülümsemenin, uzun soluklu sohbetler etmenin yerini oyunlar, online chatler ve telefon üzerinden saatlerce yapılan dedikodular mı aldı. Bana soracak olursanız evet, derim. Artık 7 yaşında bir kız/erkek çocuğunun ağladığında, güldüğünde eline bir tablet sıkıştırılıyor. Çocuk annesinin şefkati yerine tableti görüyor, buz gibi, yalancı karakterlerin içerisinde dönüp durduğu bir tablet… Bu yetişme tarzı ile büyüyen bir birey zaten ileride tüm teknolojik aletleri ailesi gibi görüyor. Saatlerce oyun oynuyor, ebeveynleri ile diyalogdan kaçınıyor. İnsanlarla yalnızca sosyal medya üzerinden konuşuyor ve bu felakete düşmesinin sebebi ailesi. Ne acı!
Tam tersini düşünelim. Çocuğa 7 yaşında telefon değil de anne şefkatinin verildiğini, kitaplar ile içe içe büyüdüğünü, her soruyu bir robota değil de anne/babasına sorduğunu… Böyle olabilseydi eğer günümüzde de okumada sonuncu, konuşma da birinci olmazdık. Fakat toplumumuz bu durumdan çok memnun, dizilerin heyecan ile gelecek bölümünü beklemeyi çok seviyor. Evlendirme programlarını saatlerce izlemeyi, oradaki bireyleri konuşmayı hatta onları için üzülmeyi bir görev haline getirmiş durumda, tabi Türkiye’nin tek derdi Ali Ayşe ile evlenmeli, çay içmeli ayrılırlarsa da gözleri önünde olmalı her şey. Çünkü kendi çocuğundan daha kıymetli Ali ve Ayşe.
Moderniteye ayak uydurmak adına en son çıkan telefonun yeni modelini hemen alan, herşeyi hemen tüketen bir toplum haline geldik. Duygu ve düşünceleri yüzyüze ifade etmek yerine mesaj atmayı tercih eden, sevilip sevilmediğini mesajla ve aramayla ölçen bir toplumuz artık. Gençlerin bu ufacık sebeplerle depresyona girdikleri bir nesil.
Kişilik ve duygulanım sorunlarının pençesindeki bir toplumun feryatlarını başarı hanesine yazma yanılgısına kapılmadığımızın bir kanıtı yok elimizde. Yüksek vergilerle daha da kabaran faturaları, insanilikten uzak iletişimi ve yamyam dedikoduculuğunu kıvanç vesilesi kılmadığımızdan emin olmalı, değil miyiz?
Türkiye cep telefonu ile konuşmada Avrupa birincisi oldu. BRAVO!


