Reklam Alanı — Gövde Üst Bu alana reklam ver

YALNIZLIK MI? YABANİLİK Mİ?

Karabük Haber Avatarı
Karabük Haber tarafından
09 Mayıs, 2017 02:17 tarihinde yayınlandı
0
1
Tıklanma: 68
Okuma Süresi: 3dk
Cengiz Ünal

Toplum yalnızlığı yabanileştirirken, sosyal davranışı öğütlüyor. Tek başına bir aktivite yapmak isteyen insanlara bir anda garip bakışlar atılabiliyor. Sahilde oturup çayını tek başına yudumlayan, yürüyüşe yine tek başına çıkan, yalnız kalıp kafasını dinlemek isteyen kişilere uzaktan bakıldığında illa bir derdi olması gerektiğini düşünmek, herkesin olmasa da genel olarak toplumun beynine yerleşmiş bulunmakta. Yalnızlığın yabanilik olarak görüldüğü esası, tek tek bireylerin fikirlerinden meydana gelen toplumsal bir kültür bence. Toplumumuz tek başına çalışmanın olumlu etkilerini görmezden gelirken, sosyalliği istiyor ve arzuluyor. Bu her an için tabi ki geçerli olmamakla beraber gerekli olan bir durum. “Yalnız kalmak istiyorum, beni yalnız bırakın” cümleleri bile dizilerde, filmlerde hatta hayatımız sahnesinde sitemkâr ve mutsuz bireyi canlandırmak için kullanılan anlık kalıplar. Bu cümleler üzerine gözleri büyüyen bir karşı taraf görmek, filmin en bilindik repliği tabii.

Modern zamanın dayattıkları ile dolaylı olarak zaten “yalnız kalamama” gibi bir durum söz konusu. Telefon, tablet, internet olmadan yaşamanın insanlara verdiği sessiz ıstırap, bu durumu yaşatmıyor. Doğanın unutulduğu, hatta sanallaştığı bu küresel dünya bireyi öteliyor. Hem de ne ile? Yalnızlığın yabanilik ile bağdaştırılması ile. Bu bir korkulu rüya olmamalı. İnsan ortaya bir şeyler çıkarmak için yalnız kalabilir veya kendi kendini dinleyebilir. Normal karşılamak ya da şöyle söyleyeyim; korkunç bir şeymiş gibi bakmak biraz güldürüyor aslında. Kalıba sokma şekli diyorum. ‘Yalnızlık yabaniliktir’ kalıbı!

Stanford Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada, katılımcıların beyin dalgaları, yeşil çayırlarda yürümeden öncesi ve sonrası; ve ağır araç trafiğinin yanında yürümeden öncesi ve sonrası olmak üzere tarandı. Araç trafiğinin yanında yürüyen katılımcılarda, belirgin şekilde “ruminasyon/derin düşünce” hali –ki araştırmacılar bu derin düşünceyi depresyonun başlangıcıyla ilişkilendirmişlerdi- yüksekti. Ve beynin ruminayla/derin düşünceyle ilişkili kısımları doğa yürüyüşleri esnasında sakinleşti. Doğa fotoğrafları, şevk ve eğlence duygumuzu artırır. Japonya’da “orman banyosu” olarak bilinen orman gezisi, bağışıklık sistemini güçlendirir. Basit bir yeşillik manzarası, bizi

stresten koruyabilir ve olumsuzluklara karşı dayanıklılığımızı artırabilir. Doğada geçirilen zaman, çok belirgin bir şekilde, koklama, görme ve duyma kabiliyetimizi artırır.

Filozof Thomas Hobbes, tepesine yerleştirilmiş bir mürekkepli yürüyüş bastonuna sahipti. Böylece uzun yürüyüşler sırasında kafasına düşen şeyleri hızlıca yazabilecekti. Rousseau da bu stratejiyi deneyecekti; zira “yalnızca yürürken meditasyon yapabilirim. Durduğumda, düşünmeyi bırakıyorum; aklım sadece bacaklarımla çalışıyor” diye yazmıştı. Bu açıdan, Albert Einstein, her gün Princeton kampüsünde ki ormanda yürüyüşe çıkma konusunda hevesliydi. Diğer ünlü yürüyüş severler olarak, Charles Dickens, Rahibe Teresa, John Bunyan, Martin Luther King, Assisili Françesko, Toyohiko Kagawa sayılabilir. Doğada yürümek, sadece düşünmeye ara verme ihtiyacı olamaz; nitekim onların en iyi düşüncelerinden bazıları, açık havada bu sözde “kesintiler” sırasında gerçekleşir. Yürüyüşe çıkmak, okula giderken bile doğanın belirdiği yolları tercih etmek veya doğa manzarası olan yolu ara sokaklara girerek daha da uzatmak, yalnızlığın içine dalmak için bir fırsat. Bu fırsatı karman çorman olan hayatımızda, istesek dahi elde edemediğimiz oluyor. Bu bir özgürlük, kişisel bir özgürlük! Bilindik alışkanlıklar, fikirsel, kişisel hatta daha bir sürü özgürlüğün önüne geçti. Bilindiklerin tersi davranış sergileyenler, önyargılarla dolu bir dizi senaryonun içine atıldı. Yahu sadece tek başına bir saat doğada yürüyüş oysa ki. Ne diziler çekildi, ne senaryolar ortaya atıldı.

Günün birinde kitabımı alıp sahile çıkacağımı söylediğimde yanımdaki kişilerden aldığım tepki, tüm bu yazdıklarıma temel oluşturdu. Şöyle bir baktım herkes aynılaşmış, kimseye anlatamıyorsun aslında bilinen alışkanlıkların dışında koskoca ve bir o kadar da huzurlu bir dünya olduğunu. Sosyal davranışın önünde engel görülmemesi gereken yalnızlık için Michel Foucault’un “Eğer bir kişi yalnız olmayı beceremiyorsa, başkalarıyla bir arada olmayı da becermez.”sözünü buraya bırakmak isterim.

Diyorum ki; insanların, kabul edilen alışkanlıkların hatta evrenin ta ötesinde bir ‘sen’ var. Tanımı ‘sen’de mevcut. Yapacak şey basit; bir şehir parkında tek başına yürümek kendine bir hediyedir. Bırak telefonu, interneti. Otuz dakikalığına da olsa özgürleş. Bu yabanilik değil, yaratıcı tarafından bizlere sunulan yalnızlık lütfu!

“Yalnızlık, sizin size yokuşunuzdur.”

-Hasan Ali Topbaş-

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yorumlar

  1. Filozof

    •

    Mrb.kubra hanım yazılarınızı zaman buldukça okumaya çalışıyorum genelde beğeniyorum bu yazıdaki tespitler in de doğru tebrik ediyorum

Direksiyon başında kalp krizi geçirdi

Karabük Haber Avatarı
Karabük Haber tarafından
16 Ekim, 2026 12:45 tarihinde yayınlandı
0
0
Tıklanma: 361
Okuma Süresi: 1dk
Cengiz Ünal

Karabük‘te direksiyon başında kalp krizi geçirdiği öğrenilen sürücünün kontrolünden çıkan otomobil, demir korkuluklara çarparak alt geçidin üzerinde askıda kaldı. Kazada yaralanan 46 yaşındaki sürücü hastaneye kaldırılarak entübe edildi.
Kaza, Ergenekon Mahallesi Atatürk Bulvarı’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, M.K. (46) idaresindeki 46 ADC 450 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu demir korkuluklara çarptı. Battı-çıktıya düşmekten son anda kurtulan otomobil, korkuluklarda askıda kaldı.
Kazayı görenlerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Kalp krizi geçirdiği öğrenilen M.K., sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı.
Sürücünün hastanede entübe edildiği öğrenildi.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yorumlar

  1. Filozof

    •

    Mrb.kubra hanım yazılarınızı zaman buldukça okumaya çalışıyorum genelde beğeniyorum bu yazıdaki tespitler in de doğru tebrik ediyorum