Reklam Alanı — Gövde Üst Bu alana reklam ver

TÜRK OCAKLARI 106 YAŞINDA

Karabük Haber Avatarı
Karabük Haber tarafından
26 Mart, 2018 18:36 tarihinde yayınlandı
0
0
Tıklanma: 28
Okuma Süresi: 4dk
Cengiz Ünal

Türk Ocakları Karabük Şubesi Başkanı Doç. Dr. Taşkın DENİZ, Türk Ocakları’nın 106. kuruluş
yıldönümü vesilesi ile şunları dile getirdi.
“Türk Ocakları; Türkün Ocağı, Türklüğün Ocağı’dır. Binlerce yıllık tarihe sahip kadim töresi ve
inancı gereği Hak adına hakkaniyet yolunda adaletle yürüyen; aklı, bilimi, liyakat ve istişareyi ilke
edinmiş; zalime karşı mazlumla olan; söz konusu vatanı, milleti, devleti, bayrağı ve kültürü olduğunda
gerisini teferruat kabul ederek tüm dünyalığından feragat edebilen edep ve merhamet sahibi Yüce Türk
Milleti’nin has ocağıdır. Türkle ve Türklükle sıkıntısı olmayan herkese kapımız açıktır. Türk Ocakları, 25
Mart 1912 tarihinde Osmanlı Devleti’nin içerisinde bulunduğu koşullarda kurtuluşu Türk
milliyetçiliğinde gören 190 Tıbbiyeli öğrencinin girişimi ile Ahmet AĞAOĞLU, Fuat Sabit AĞACIK,
Mehmet Emin YURDAKUL ve Yusuf AKÇURA önderliğinde Genel Merkezi Ankara’da olmak üzere
kurulmuştur. Milli Mücadele Dönemi’ne damga vuran ve düzenli ordunun kurulmasında aktif rol
oynayarak Kurtuluş Savaşı’mızın kazanılmasında ön planda olan Kuvay-i Milliye ruhunun doğması ve
akabinde Kuvay-i Milliye Birlikleri’nin kurulmasında öncü rolü, Türk Ocakları’nın Anadolu’nun her
yerine yayılmış olan şubeleri oynamıştır. Amblemi, 1912 yılında kabul edilen Yüce Türk Milleti’nin
simgesi; BOZKURT’tur. BOZKURT, siyasi bir sembol değil aksine Türk Milleti’nin kadim simgesidir.
Tıpkı diğer milletlerin sahip olduğu simgeleri gibi. Örneğin kartal Almanların, fil Hintlilerin, ejderha
Çinlilerin, aslan Felemenklerin simgeleridir. Ve bu milletler simgelerini onurla her ortamda
kullanmaktadırlar. Böylesine bir durumda mensubu oldukları Yüce Türk Milleti’nin simgesini
kullanmaktan çekinenleri hatta rahatsızlık duyanları anlamak ve açıklama getirmek çok zor, sizlerin
takdirine bırakıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Bakanlar Kurulu’nun 15 Mayıs 1954 tarih ve 4/3055
Sayılı Kararı ile ‘Kamu Yararına Çalışır Siyaset Üstü Dernek’ kabul edilmiş ve bu öz niteliğinden taviz
vermeden varlığını koruyarak Yüce Türk Milleti’ne hizmet yolunda faaliyetlerini sürdürmektedir. Türk
milliyetçiliği, günlük siyasi çekişmelere alet edilemeyecek kadar derin, sloganlara dayalı söylemlere
sığmayacak kadar da engindir. Aksi davranışlar, Türk milliyetçiliğini sığlaştırmaktan ve bölünmesine
sebep olarak zarar vermekten öteye gitmez. Türk Ocakları ‘Türk’ kelimesi ile kurulan ilk düşünce ve
sivil toplum kuruluşudur. Milli ülküsü (mefkûresi); Türklüğün yüceltilmesine yönelik TÜRK
MİLLİYETÇİLİĞİ’dir. Milli ülküsünü gerçekleştirebilmek için 80’in üzerindeki şubesi aracılığı ile ocak
sohbetleri, seminerler, konferanslar ve çeşitli etkinlikler düzenlemektedir. Türk Ocakları’nın yayım
organı, kurucusu Yusuf AKÇURA olan ve 30 Kasım 1911 tarihinde yayım hayatına başlaması sebebi ile
Türkiye’nin en eski ve uzun süreli hakemli dergisi TÜRK YURDU’dur.

Türk Ocakları, Yüce Türk Milleti’nin her bir ferdinin yüreğinde bulunan ahlak ve inanç temelli milli
duygularını canlandırma ve ön plana çıkarma konusunda gönül kazanma yolunu seçmiştir. Bu
kapsamda Türkle ve Türklükle sıkıntısı olmayan herkese ayrım yapmadan siyaset üstü bir üslupla
ulaşmayı hedeflemektedir. HEDEF KİTLEMİZ başta gençlerimiz olmak üzere TÜRK MİLLETİ’NİN
TÜMÜ, HEDEF COĞRAFYAMIZ ise dünyanın neresinde tek bir Tür bulunuyorsa orayı da göz önüne
alacak şekilde TÜRK DÜNYASI’NIN TAMAMIdır! Hedeflerimize ulaşma konusunda varlık sebebimiz
olan milletimizin temsilcileri tüm anne ve babaları, geleceğimize yöne verecek evlatlarını yetiştirme
hususunda Türk Ocakları’na yönlendirme konusunda desteğe çağırıyoruz.

Son yıllarda aziz milletimizin ve devletimizin yaşadığı sıkıntılar hepimizin ortak değeri olan vatan –
millet – devlet – bayrak ve kültür kavramları konusunda “TÜRKLÜĞÜN VE TÜRK
MİLLİYETÇİLİĞİNİN NE DENLİ ÖNEMLİ OLDUĞU” nu bir kez daha ortaya koymuştur. Çünkü bu
kavramlar ortak değerlerimizdir ve siyaset üstüdür. Hepimiz siyasi çıkarlarımızı ve dünyalık
hırslarımızı bir kenara bırakarak bu kavramlara sahip çıkmalı ve bu kavramlar üzerine gençler
yetiştirmeliyiz. Bunu gerçekleştirirken sloganlara dayalı söylemleri bırakmalı, dünyanın hangi
coğrafyasında bir Türk bile yaşıyorsa o coğrafyaya ulaşacak akla ve mantığa dayalı milli ve bilimsel
projeler ortaya koymalıdır. Unutulmamalıdır ki; Yüce Allah’ın izni ile bu coğrafyada Türk ve Türklük
var olduğu sürece İslamiyet de varlığını hak ettiği şekilde muhafaza edecektir. Çünkü Türklük ile
İslamiyet ayrılmaz birlikteliğe sahiptir. Feraset, basiret ve azimet sahibi Aziz Türk milletinin her ferdi
bunları başarabilecek kudrettedir. Bundan yana şüphemiz de yoktur.
Vakti zamanında canı pahasına vatan mücadelesi veren askerimize, polisimize ve korucularımıza
alçakça tuzaklar kuran hainlerin çoğu bu ihanetlerinin bedelini geç de olsa ödemektedir. Asıl elebaşılar
ve beyin takımları da mutlaka ödeyecektir. Bu hainlere destek veren, silah taşıyan, onların
propagandasını yapan sözde vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması; alenen veya örtülü şekilde
terör örgütlerinin militanlarını besleyen, onlara belediye araçlarını tahsis eden belediye yöneticileri
hakkında da hukuk ve meşruiyet çerçevesinde her türlü yasal işlemin yapılması geç ama çok yerinde
olmuştur.
Türkiye içeriden ve dışarıdan bir kuşatmayla karşı karşıya… Yakın geçmişte yapılan hatalar ortada.
Ancak topyekûn bir “MİLLÎ MÜCADELE ŞUURUYLA” hareket edersek yaşanmakta olan sıkıntılarımızı
en az zararla atlatırız ve geleceğe daha ümitle bakabiliriz. Yöneticilerimizin siyasî rekabet ve çekişmeleri
bir yana bırakmaları, bu zorlu süreci siyaset tartışmalarının malzemesi yapmamaları da söz konusu milli
şuura ulaşılması açısından elzemdir. Bu konuda Aziz Türk milletinin feraset ve basiretine güvenmekten
bir an bile vazgeçmemeliyiz.

Tarihte pek çok badire atlatmış bir milletiz. Uyanık olmak ve asla rehavete kapılmamak lazımdır. 19.
yüzyıl ve 20. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığımız tarihî tecrübeyi tekrar tekrar hatırlamalı ve asla
unutmamalıyız. Şu anda ülkemizde her yerde herkesin diline yerleşmiş olan “beka meselesi” kavramını
ilk kullanan Türk Ocakları Genel Başkanımız olmuş ve bu kapsamda “Türkiye’nin Beka Meselesi” adlı
yazısında dikkat edilmesi gerekenleri yakın dönemde dile getirmişti. “GÜN, BİRLİK VE DİRLİK
GÜNÜDÜR. BU KONUDA, SİYASET ÜSTÜ DURUŞUNU BOZMAYAN TÜRK OCAKLARI ve TÜRK
OCAKLARI KARABÜK ŞUBESİ ÜZERİNE DÜŞEN SORUMLULUKLARI YERİNE GETİRMEYE HER
DAİM HAZIRDIR.”
Yüce Allah’tan tüm şehitlerimize rahmet, gazilerimize sağlık, ailelerine başsağlığı ve sabır niyaz
ediyoruz. Yüce Allah yar ve yardımcımız olsun.” ifadelerini kullandı.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Doğum günü pastası canından ediyordu

Karabük Haber Avatarı
Karabük Haber tarafından
16 Eylül, 2026 09:52 tarihinde yayınlandı
0
0
Tıklanma: 32
Okuma Süresi: 2dk
Cengiz Ünal

Karabük‘ün Safranbolu ilçesinde doğum günü kutlaması sırasında pastanın üzerindeki süsü çikolata zannederek yiyen genç, konak sahibinin uyguladığı Heimlich manevrasıyla kurtarıldı.
Olay, Tarihi Çarşı bölgesindeki Eczacı Hidayet Derman Sokak’ta bulunan Hafsa Sultan Konağı’nda meydana geldi. Arkadaşlarıyla doğum günü kutlamak için konağa gelen genç, pastanın üzerindeki süsü çikolata zannederek yedi. Bir süre sonra süsün boğazına kaçması üzerine genç nefes almakta güçlük çekti. Boğazına takılan cismi kendi imkanlarıyla çıkarmaya çalışan genci arkadaşları hastaneye götürmeye çalıştığı sırada durumu fark eden konak sahibi, gence Heimlich manevrası uyguladı. Manevra sayesinde süsün boğazından geçmesiyle genç rahat bir nefes alırken o anlar güvenlik kamerasına yansıdı.
Olayla ilgili İHA muhabirine konuşan Taner Yılmaz, “Bahçemize gelen genç grup misafirlerimiz vardı. Kendilerini gördüğümüzde rahatsız olduğunu düşündük, sürekli istifra ediyorlardı. İlk başta olayın ne olduğunu anlayamadık. Daha sonra kapının önüne oturduğumuzda tam karşımızda sürekli istifra ediyordu bağırarak ses çıkarmaya başladı. Daha sonra otopark bölgesine doğru gittiğinde bir bayan arkadaş bize geldi. Biz, ‘Ne oldu. Arkadaşınızla ilgili bir problem mi var, rahatsızlığımı var’ dedik. Boğazına doğum günü pastasının plastiğinin kaldığını söyledi, nefessiz kaldığını söyledi. Daha sonra eşimle beraber otoparka doğru yöneldik” dedi.
Heimlich manevrasını gence uygulayan Şengül Yılmaz ise “Hasta olduğunu düşünmeye başladım. Personele sordum ‘Neyi var’ diye, onlarda aynısı söylediler. Daha sonra onlar hızla ilerlemeye başladılar otoparka doğru. Arkadaşları geri geldi, ‘Ne problem var’ dedim, ‘Boğazında pastanın süsü kaldı’ dedi. ‘Yardım ister misiniz, yardım edebilirim. Eğitimim var’ dedim. ‘Çok seviniriz’ dediler. Eşimle beraber otoparka yöneldim, ‘Yardım ister misin’ dedim zaten cevap veremedi, tam tıkanmaya geçmişti. O noktada ben hemen Heimlich manevrasına başladım. 1, 2, 3. hamlede zaten ‘Yuttum abla’ dedi, daha sonra rahatladı. Bence Heimlich manevrası eğitimini her yetişkinin alması gerekiyor. Her restoranın, her işletmenin muhakkak alması gerekiyor. Hayatımızda küçücük bir ilk yardım ilk saniyeler çok önemli bugün de bunu görmüş olduk. Herkesin alması ve zorunlu hale getirilmesi gerekiyor” diye konuştu.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.