Hâlâ diyorum çünkü son birkaç yılda çokta birşey değişmediğini görüyorum. Bir toplumun zihin olarak değişime uğramasının, koca bir fili küçük bir delikten geçirmek kadar zor olduğuna inanmak istemiyorum. En azından tek tek bireyleri etkileyen ve tek tek bireylerin etkilediği bir siyasal yönetimin varlığı sürdükçe, aşılanan politikalar da haliyle toplumun diline, fikrine ve zikrine hitap edecek. Zamana göre değişimine uğrayacak. Şimdi doğru olmayan ilerisi için uygulanan olacak. Neden mi? Çünkü toplumda ki zihnin bir aynası olarak çıkacak karşımıza tüm verilen kararlar. Karar vericilerin, toplumsal kültür düzeyinde ileri sürdükleri kararlara karşılık, bu kararlara tepki göstermeyen insanlar. Ne kadar düz bir zemin, pürüzsüz ve herkesin isteğince gelişen… Bahsettiğim ne mi? Alıştırılmış olduğumuz bir dizi olaylar! Kadına tacizin haberlerini gün geçmiyorki izlemeyelim ekranlarımızda. Olayların ardından yapılan çirkince yorumlar, yaşananların cabası oluyor ne yazık ki.
Şu saatte orada olursa kadın bunu haketmiştir!
Bu şekilde giymesi onu davetkâr kıldığı için haketmiştir!
O şekilde yürümesi yanlış anlaşılmaya sebebiyet vermiştir ve bu yüzden haketmiştir!
Ve daha bir sürü iğrenç yorum…
Şimdi ise soruyorum, neden bir başka ülkede (İngiltere) kadına ‘sözsel’ saldırıya 7 yıl hapis istenirken, Türkiye’de yaşanan kadın ‘ölümlerine’ haksız tahrik indirimi imkânı verilir? Gerekçe olarak sunulan ise kadının ‘senden başka sağlıklı bir erkekle yaşıyorum’ sözü! Bir yanda biz gibi toplumların sözsel tacize karşı basit bakışımız, diğer yanda koskoca bir hayat sonlandırma hikayesi. Ne etliye ne sütlüye mantığıyla bunların hiçbirine karşı çıkmayan bir toplum ve bu toplumdan çıkan bir hakimin takdiri.
Bunun ne ile ilgisi var biliyor musunuz? Bu tam olarak hâlâ beyinlerdeki o klasik ‘kadın’ algısını yıkamayışımız, hâlâ o manidar değere lâyık göremeyişimizden kaynaklanıyor. İşte tam da bahsetmek istediğim nokta; tepki göstermediğimiz her bir yanlış gün geliyor alıştığımız, alıştırıldığımız oluyor. Canımızı sıkmıyor. Sıksa da birkaç gün sürüyor.
‘Biz de böyleyiz işte, bu kafa değişmez ya’ diyenleri duyuyorum. İşte bu yüzden değişemiyoruz!


