Gülümseten TEOG 2 sonuçları açıklandı.
Evet evet gülümsetiyor, ülke olarak geleceğe parlak nesiller yetiştiriyoruz tabi ki. Hedefimiz, nihai hedefimiz sonuçları öğrenince gerçekleşti sanıyor(lar)uz. Gerçi sınav şampiyonlarımız beklenilenin üstünde. Tam 17 bin şampiyon! Bu başarıya boyun eğerim!
Ne yazık ki kimsenin sevinemediği liselere giriş sınavının sonuçları öğrencileri üzecek diye korkum. Sorulan soruların kolaylık derecesi göz önünde bulundurulursa eğer, bunun altından baş
ka bir şey çıkacakmışa benziyor demeye kalmadan tercihlerin yüzdelik dilimlere göre yapılacağı belirtildi. Ne mi oldu? Hevesleri kursaklarında kaldı tüm öğrencilerin. Madem yapılacak olan
buydu neden her şey pembe gösterildi? Sorular kolay, puanlar yüksek, taban puanları sürekli değişiyor, sınava az bir zaman kala eklenen yeni konular…
Bu durumu eleştirenler de var, mevcut durumdan memnun olanlarda. Fakat bilinmelidir ki ortada ciddi bir şekilde temeline oturmayan ve sallantıda olan bir eğitim sistemimiz var ki bahsettiğim şey eğitim! Şu konu veya bu konu diyebileceğimiz türden basitlikte değil.
Liselere giriş sınavındaki bu başarı oranının yüksekliği, gün gelecek üniversite sınavında tekrardan ailelerin ve öğrencilerin yüzlerini yere düşürecek ne yazık ki. Liseye girerken sevindir, Üniversiteye girerken geri al.
Demem o ki olanı olması gerektiği gibi sunmak gerekiyor. Eğitim, olmasada olur
mu?
Cevapları duyar gibiyim. Fakat olması gerektiği gibi olsaydı fena mı olurdu yani?
Altı oyulmuş bir başarının uzun vadeli hedefleri bu şekilde hayat bulamaz, bulamıyor da. Acilen eğitim sistemimizde ki gözden kaçırılan her bir noktanın ele alınması gerekiyor. Dilimiz ile olmasa da olur demesek bile sistem bunu sessizce de fısıldama malı. Yapılmalı bir şeyler.
Finlandiya diyeceğim… Biliyoruz ki eğitim konusunda PISA ve diğer uluslararası değerlendirme sınavlarında ilk sırada yer alıyor. Çünkü Finlandiya’nın eğitime ayırdığı bütçe ülkede en büyük kaynağı oluşturuyor. Finlandiya ile ilgili izlediğim bir belgeselde denk gelmiştim. Öğrenciler tipik teorileri öğrenirken aynı zamanda hayata dair fiili işlevlerde bulunuyorlar. Marangozluk vs.
Çocukların el ve zihin becerilerinin geliştirilmesine büyük önem veriliyor.
Hatta evde nasıl rahatlıkla dolaşıyorlarsa derste de o şekildeler. Rahat hareket etmeleri sayesinde işlenilen derse odaklanabiliyorlar. Zorunlu olarak belli bir öğrenci kalıbına girdirilmesi yerine, öğretilmesi gerekenlerin ezberde kalmadan daha kalıcı ve hayata dair kısımlarıyla ele alınması, eğitim sistemimiz açısından daha kaliteli nesilleri beraberinde getirecektir diye düşünüyorum.