Reklam Alanı — Gövde Üst Bu alana reklam ver

Göreceli Özgürlük

Karabük Haber tarafından
19 Nisan, 2017 09:39 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 20.04.2017 01:54
0
1
Tıklanma: 31
Okuma Süresi: 2dk
Cengiz Ünal

Özgürlük tam olarak nedir diye bir anket yapsak, elbette binlerce farklı tanımı çıkacaktır. Çünkü her bireyin özgürlük adına vereceği cevap çok başkadır. Özgürlük kimisi için rahatça nefes alıp verebilmek iken, kimisi için tüm dünyayı vizesiz gezmek olabilir.

Kişiye göre özgürlük maddi olanaklar olarak sınırlandırılabilir fakat her konuda fikrini hürce beyan etmek de sınırlandırılmamış özgürlük hakkıdır. -elbette bu hususi fikrim-

Marx için özgürlük; bir şey üretebilmek -düşünerek bir ürün ortaya çıkarabilmek- iken, liberaller özgürlüğe çok farklı bir pencereden bakabilmektedirler. Şimdi teoriler üzerine ‘özgürlük’ tanımlarını inceleyelim.

Marx özgürlüğü sınıf çatışması olarak değerlendirmektedir. Üretim araçlarına sahip olan bir bireyin özgür olacağını, ürettikleri ile özgürleşeceğini savunmaktadır. İstediğini üretemeyen bir bireyin ise; topluma yabancı bir birey olacağını, hem ürettiği metaya hem de yaşadığı topluma yabancılaşacağını düşünmektedir. Toplumun, bireyin özgürleşme adına ürettiği her şeye hazır bir toplum olacağı kanısındadır Marx.

Klasik liberaller ise özgür bir birey yalnızca toplumda yaşamakta olan mülk sahibi erkeklerdir diyor. Onlar için toplumun tamamı aynı eşitlikte değil -aynı özgürlükte de değil- yalnızca ahlaki olarak bir eşitliğe sahipler.

Onlar için özgürlük negatif ve pozitif özgürlük (sosyal liberaller) olmak üzere ikiye ayrılıyor. Negatif özgürlük, yani kişinin üzerinde kimsenin otoritesi olmadan, yapmak istediği şeyi eyleme dökebilmesi. Kişinin kendisini yönetmesi, denetlemesi ve motiflerini tamamen kendi kendine seçmesi durumu. -Devletin keyfi müdahalesinden uzakta- Somut bir şekilde o özgürlüğü hayata geçirebildiğimiz anda ise pozitif özgürlüğe geçmiş oluyoruz. ( pozitif özgürlük, sosyal liberaller tarafından savunulan bir şeyi yapabilme özgürlüğü, devletin imkan ve olanaklarından faydalanarak) pozitif özgürlüğün ön koşulu; maddiyat, bedensel yeterlilik, rasyonellik kıstasları olarak sıralanabilir.

Isaiah Berlin tarafından ortaya atılan özgürlük kavramından biri temelde ”Beni kim yönetiyor?” sorusunun cevabıyla ilişkilidir. Birey eğer bu soruya ”ben kendi kendimi yönetiyorum, verdiğim kararlar ailemin, içerisinde bulunduğum toplumun, sınıfın, geleneklerin bana dayatması olmayıp akıl süzgecinden geçirerek oluşturduğum özgün kararlarımdır” cevabını verebiliyorsa, özgür sayılır. – Bu durumda bir ideolojinin tüm dünyaya etki etmemesi ön koşulu olması gerekmektedir.-

Referandum sürecinin ardından Türkiye’min geldiği nokta aslında tam olarak  burası. Toplum henüz neyi savunduğundan neye ”evet” neye ”hayır” dediğinden bihaber. Dışarı çıktığımda savurulan düşünceler gerçekten sistem için mi?, Yoksa partiler için mi?. Tartışılır.

 Eleştirmenlerin ekranlarda halka yaptığı konuşmalar direkt olarak partilere gidiyor. E hani sistem eleştirisi? Ekranlarda siz ne diye varsınız peki, halkı bilinçlendirmek mi göreviniz, yoksa kahvehane sohbeti etmek mi.

Toplumun süreçten beklentisi çok başka, tartışılan konular çok çok başka. Hususi fikrim olarak, eğer yerleşen sistem Türkiye açısından fayda sağlayacaksa ve konjonktüre uygunsa elbette sonuna kadar desteklenmelidir. Fakat halk şuan dışarıda laiklik gitti elden, vah şeriat geliyor kaçın! Cümlelerini savurmakta. Yahu açın okuyun bakalım dünya sistemi açısından Türkiye bu şekilde ilerlerse gelişim mi elde eder, yoksa geriler mi. Oturun bunu tartışın. Kimsenin elinden bir şey alındığı falan yok.

Bence şuan yapılması gereken; Türkiye’de yaşayan  her bireyin asıl olan kültürüne, yaşayış şekline ne kadar yakın bunu düşünmesi. – Ancak bu şekilde birbirimize yaklaşabilir ve daha iyi anlayabiliriz- Yaşamakta olduğumuz kültür bize Batının küreselleşme ile dayatmış olduğu bir yaşam şeklidir.- Sonuç olarak Avrupalı bir kişinin canı lahmacun çekmez, gelgelelim Türk insanı Mcdonalds’dan vazgeçmez-. Batının öngörmüş olduğu anayasası, kuralları, yaşayış tarzı ve bunların tamamını tüm dünyaya dikte ederek kabullendirme çabası. HAYIR! Türk insanı güçlüdür, dinamiktir, yenilenmeye ve gelişime açıktır. Şimdi hayır/evet ve parti tartışmalarından ziyade, birlik içerisinde kendi kültürümüz ile harmanlanmış bir geleceğe adım atmak zamanıdır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yorumlar

  1. salihsalsa

    beğenmedim

Bir babanın en zor sınavı

Karabük Haber Avatarı
Karabük Haber tarafından
22 Eylül, 2026 14:04 tarihinde yayınlandı
0
0
Tıklanma: 457
Okuma Süresi: 1dk
Cengiz Ünal

Bartın’ın Amasra ilçesinde meydana gelen trafik kazasında ağır yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden 3 aylık Umay Melek Kocakurt, gözyaşları içerisinde son yolculuğuna uğurlanarak toprağa verildi. Jandarma eşliğinde cenaze törenine katılan tutuklu babanın bebeğinin tabutunu kucağında taşıdığı anlar yürekleri dağladı.
16 Eylül 2026 tarihinde Amasra ilçesine seyir halinde olan H.K. (73) idaresindeki 78 BL 591 plakalı otomobilin kontrolden çıkarak istinat duvarına çarptıktan sonra devrilmesi sonucu meydana gelen kazada ağır yaralanan 3 aylık Umay Melek Kocakurt tedavi gördüğü Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi’nde dün hayatını kaybetti. İşlemlerinin ardından Atatürk Devlet Hastanesi’nde yapılan otopsisi tamamlanan Umay bebeğin cenazesi memleketi Karabük‘e getirildi. Aynı kazada annesini de kaybeden talihsiz bebek için Beşbinevler Cumhuriyet Mahallesi’ndeki Elif Camii’nde tören düzenlendi. Öğle vaktine müteakip kılınan cenaze namazının ardından bebek Kocakurt, gözyaşları içerisinde son yolculuğuna uğurlandı. Cenaze törenine jandarma eşliğinde katılan tutuklu baba, bebeğinin tabutunu kucağında taşırken o anlar yürekleri dağladı. Umay bebek annesi Cansu Kocakurt’un mezarının yanında toprağa verildi.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yorumlar

  1. salihsalsa

    beğenmedim