Değerli okurlar malumunuz bu günlerde basın yayın organlarında Organize Sanayi Bölgesinde bir takım usulsüzlüklerin olduğu ve olayın soruşturulduğu haberleri yer almakta.
Kamu adına, kamunun haber alma hürriyeti adına olayları tarafsız bir gözle izleyip korkusuzca olan biteni duyurmak bizlerin görevi. Bunları yaparken de birilerini yere göğe sığdıramamak ya da yerin dibine sokmak amaçlar arasında olmamalı.
Gündemi meşgul eden konu Karabük Organize Sanayi Bölgesinde bir takım usulsüz harcamalar yoluyla sanayicinin parasının çarçur edildiği iddiası.
Şimdi kendimizce bir soru cevap yapalım;
OSB’yi kim yönetir?
Vali’nin başkanlığında, Belediye Başkanı, TSO Başkanı ve sanayicilerden oluşan Yönetim Kurulu.
Yatırımlar, projeler ve harcamalar nasıl yapılır?
Yönetim Kurulu (Mütevelli Heyet) toplanır, konuyu tartışır, karara bağlar ve tutanak altına alarak imzalar. Sonra gerekli iş ve işlemlerin yapılması için sekreteryayı yürüten birime teslim eder onlar da gereğini yapar. İşin sonunda harcama faturaları Mütevelli Heyetin önüne gelir, onay verilirse ödeme yapılır. Buraya kadar herşey normal.
Peki anormal olan ne?
Anormal olan, yapılan işlerde hata ya da usulsüzlük varsa Mütevelli Heyet ve yönetim birimi müteselsilen sorumlu olur. O vakit sanayici adına Mütevelli Heyete şunu sormak farz oldu.
Bugün yanlış olduğu iddia ettiğimiz işler önünüze geldi mi?
Yapılmasına onay verdiniz mi?
Yapıldıysa ödemesine onay verdiniz mi?
Bu paralar ödendi mi?
Eğer hal böyle ise; bu yapılanların yanlış olduğuna o zaman kanaat getirmediniz de, bunlar basın yayın organlarında haber yapılınca mı yanlış olduğunu anladınız?
Madem bunlar yanlıştı, neden imza attınız!
Madem imza attınız bugün neden vazgeçtiniz, yoksa son dönemin kandırıldık modasına sizde mi uydunuz?
Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı denetimine tabi bir kurum olan Organize Sanayi Bölgesinde denetimlerin yapılıp yapılmadığı ve sonuçlarının ne olduğunu merak ede duralım, Usulsüz ödemeler ile ilgili birimde yapılan denetimin soruşturma kapsamında mı yapıldığı da ayrı bir soru işareti olarak karşımıza çıkıyor.
Hafızalarımızı biraz tazeleyelim;
Efendim, bir bürokrat devletin kamu görevini yürütülmesi için tahsis edilen aracı özel işlerinde kullanmış ailesinin işlerini yaptırmış. Haber basın organında yer almış ve ardından da Sayın Vali soruşturma başlatmış.
Sayın Vali yıllardır kanayan bir yara olan kamudaki bu araç saltanatını haber yapılmadan önce bilmiyor muydu? Valilik bahçesinde sabah işine gelen birçok üst düzey bürokrata çok kişi şahit olmuştur. Siz bunları hiç mi bilmiyorsunuz. İlla ki haber mi yapılması gerekiyor.

İşin özü şu sevgili okurlar;
Bir kurumun her malı, her aracı ve her kuruşu layıkıyla gerektiği yerde kullanılmasını bunun aksi durumunda da sorumluların gereken cezaya çarptırılmasını isteriz. Gerçek sorumlular ortada dururken bir günah keçisi bulup suçu onun üzerine atarak gerçekleri ört bas etmeye çalışırsanız hiçbir sorunu çözemezsiniz, çözemeyiz.
Malumunuz, vakti zamanında bir siyasi partinin kamu aracıyla kumanya dağıttığı tespit edildiğinde olay hiç günahı olmayan şoförün üstüne yıkılmış, şoför cezalandırılarak sözde kamuoyu vicdanı rahatlatılmıştı. Dönemin Vali’si de sorumluya ceza verdik diyerek işi çözmüştü…!!!
Bunun gibi daha niceleri Sayın Valim…
Eğer ki hak için hakkaniyetle hükmedeceksek, işin ucunun kime dokunacağını hesap etmeden dosdoğru gereğini yapmalıyız. Yoksa günah keçisi gariban çok memlekette. Ye ye bitmez…
Sağlıcakla kalın…
Adem
•Bu ülke hepimizin . En ufak bir kaçak 80 milyon insanın zararınadır. İdareci, basın mensubu, halk, diğer tüm meslek grupları hep birlikte ülkenin refahı için ortak hareket etmek zorundayız. Türk milletinin diğer milletler gibi sığıntı hayat yaşayacak durumu yoktur. Güçlü ve bağımsız Türkiye bizim vatanımızdır. Yazıda da belirtildiği gibi, gemi neresinden su alırsa alsın, batacak olan tüm yolculardır.