Reklam Alanı — Gövde Üst Bu alana reklam ver

AMAN ALLAHIM İÇİME Mİ KAPANIYORUM YOKSA?

Karabük Haber Avatarı
Karabük Haber tarafından
09 Haziran, 2017 18:23 tarihinde yayınlandı
0
1
Tıklanma: 43
Okuma Süresi: 2dk
Cengiz Ünal

Derli toplu bir giriş cümlesi bulmam gerekir mi? diye düşünürken, kendimi bu satırları yazarken buldum. Olamaz mı dedim kendi kendime bir seferde ortadan başlasam, dağıtsam ve toplamasam?

Bugünlerde dikkatimi iç dünyasıyla iyi bir dostluk kuran insanlar çekmeye başladı. Kimi zaman kendini kapatan, içe dönük ve çekingen karakterlerin pek sevilmediğini hatta eleştirildiğini biliyorum, denk geliyorum. Topluca oturulan bir ortamda sessiz insanlar genellikle göze batmıştır. Bu duruma bir tepki olarak kişiye yöneltilen eleştiriler, kendisinin pek de umrunda olmamıştır zaten. Çünkü o kişi sahip olduğu sessizliğiyle bir bütün olduğunu düşünüyor. Herkesin ağzı ile konuştuğu bir masada o gözleriyle konuşmayı tercih ediyor. Konuştu mu da tam konuşur, okkalı bir cümle ile başından beri konuşulan konuyu tek seferde özetler, allak bullak eder tabiri caizse. Eminim ki herkesin çevresinde mevcut bu insanlardan ve herkeste aynı eleştiri. İşte içedönük insanların dünyasını anlamak için okuduğum bir yazı ve ardından yaptığım gözlemler beni bu satırlara sürükledi. Yazma gereksinimi hissettim. Çünkü bu kişilik tipinin aslında sosyalleşme ihtiyacı duymamasında ki asıl sebebin, insanların onayına veyahut toplumca kabullenilmiş normların onayına ihtiyaç duymamaları. Bir başkasının fikri veya toplumun dayattıklarını süzgeçten geçirmeden kabul etmenin verdiği rahatlık bu kişiliklerde olmuyor, olamaz da. Aksine kanıksanmış her bir davranış kalıbı, fikir ya da bambaşka bir şey iticilik yaratıyor. Temeline oturmuş her bir teori kabul edilmeye razı iken, içedönük kişilerde sorgulanır hale geliyor.

Hep derler ya hani ‘sessiz insandan korkacaksın sessiz insandan!’. Ah canım memleketimin güzel insanları.. Kimler avuttu bizi böyle, kimler temel oluşturdu hayatımızda, fikirlerimizde. Kim bilir.

Bu gibi kişiler için belki de en önemlisi toplum tarafından anlaşılır olma güdümünü hissetmemeleridir. Düşünmeleri, ince eleyip sık dokumaları, şüpheci yaklaşımları kendilerini gizemli kılıyor. Gerçi gizemli insanlara bakış açımızın pek de iyi olmadığını biliyorum. Yersiz bir ürkme söz konusu ne yazık ki. Fakat bilinmesi gerekir ki bu da sorgulanmadan yayılıp süregelen bir davranış biçimi. Yani diyorum ki her insan kendi içinde, kendisiyle ele alınmalı değil midir? Mesela kuşkucu ve şüpheci olmak, olumsuz bir davranış şekli olarak görülmekte. Fakat içedönük kişilerin şüpheci yaklaşımları nedeniyle her fikri

parçalamaya ve yeniden şekillendirmeye meyilleri olduğunu düşünüyorum. Bu ise mükemmelliyetçiliği tetikliyor. Mükemmelliyetçilik sanki iyi bir şey! seslerini daha yazarken bile duyabiliyorum. Tabii ki her şey herkes için iyi değildir. Hepimizin değişmeyeceği ve sahip olduğu, şeklini aldığı bir kalıbı var. Kalıbına uygun olması halinde belki de niteleyebileceğimiz en saçma davranış bile uygun olabilir. Nasıl ki devletler siyasi politikalarını yürütürken mevcut konjüktüre uygun davranıyorlarsa, insanlarda bir başkasına yaklaşırken o kişinin sahip olduğu konjüktür kapsamında bakmaya çalışmalıdırlar.

Ayrıntılara takılır bu tip insanlar. Konuşulan bir muhabbette konuşmayan taraf olarak, cımbızla çekerler ince noktayı ve şaşırtırlar. Bu da onların derin düşündüklerini ortaya koyuyor. Laf yetiştirme çabası içine girmektense, herkes bir fikir uçuştururken havaya onlar dinleyerek düşünürler. Olaylara bambaşka açıdan bakabilme yetilerinin iyi dinlemeleri ve düşünmelerinden geldiğine inanıyorum. İlgi görmek gibi bir dertleri olmadığı için yalnız dolaşmayı severler. Yalnız olarak nitelendirilirler çevre tarafından. Halbuki bu durum onlar için yalnızlık değil, özlerini yansıttıkları bir yansızlıktır. Severler yansız olmayı, tek baş olmayı. Çünkü bilirler ki kendileri gibi insanların sayısı az. Bu yüzden de yükseklerde yaşamayı göze almışlardır. Ya da kalabalıklar tarafından itilmişler midir orasını siz düşünün, bilemiyorum. Yok yok ürkütmesin bu söylediklerim sizleri. Saygı duyun, sevin ve bilin ki kabullenilmişliklerin dışına çıkan her bir birey, fikir, teori bir hazine!

Dostum Mengütay’a sevgilerimle..

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yorumlar

  1. Ayşegül Yönter

    •

    Harika anlatmışsınız 👏🏻

KBÜ’den “Sosyal Vatan” vurgusuyla kültürel miras çalışması

Karabük Haber Avatarı
Karabük Haber tarafından
25 Eylül, 2026 12:07 tarihinde yayınlandı
0
0
Tıklanma: 132
Okuma Süresi: 2dk
Cengiz Ünal

Türk dünyasının somut olmayan kültürel mirası, dijitalleştirilerek kayıt altına alınacak. Yapılacak çalışmayla kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor.
Karabük Üniversitesi (KBÜ) Kamu Politikaları Araştırma ve Geliştirme Merkezi (KAPGEM) Türk Dünyası Politikaları Masası tarafından hazırlanan “Türk Dünyası Somut Olmayan Kültürel Mirasının Dijitalleştirilmesine Yönelik Politika Raporu” kamuoyuna açıklandı. Raporun editörlüğünü KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık üstlenirken, çalışma Doç. Dr. Mustafa Polat, Dr. Öğr. Üyesi Fahri Dağ, Doç. Dr. Deva Özder, Dr. Öğr. Üyesi Elif Gizem Karaoğlu Kirenli ve Doç. Dr. Saidbek Bultabayev tarafından hazırlandı. Yabancı Diller Yüksekokulu Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantıda konuşan Rektör Kırışık, somut olmayan kültürel mirasın milletlerin bir arada bulunmasında ve kültürel değerlerin gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli rol oynadığını belirtti. Bir milletin kültürü, tarihi, dili, gelenekleri, dini, kıyafeti, mimarisi, sanatı ve desenleri gibi unsurların millet olma bilincinin oluşmasına katkı sağladığını ifade eden Kırışık, bu unsurların korunması ve geleceğe aktarılması gerektiğini vurguladı. Kırışık, “Biz bu rapora aslında yapmış olduğumuz bir akademik çalışmada ‘Sosyal Vatan’ ismini verdik. Yani bir ülkenin kara vatanı, deniz vatanı, hava vatanı olduğu gibi aynı zamanda bir sosyal vatanı var” dedi.
Kırışık, modern hayata geçişle birlikte bazı kültürel değerlerin unutulmaya yüz tuttuğuna dikkati çekerek, söz konusu değerlerin kayıt altına alınmasının önem taşıdığını söyledi. Kültürel mirasın dijital ortama taşınmasının bu değerlerin korunmasına katkı sağlayacağını aktaran Kırışık, “Biz bu değerleri savunmak, korumak, dijitalleştirmek ve geleceğe genişleterek taşımak amacıyla bu çalışmaları yapıyoruz” ifadelerini kullandı.
Dijitalleştirme çalışmalarının kültürel değerlerin kayıt altına alınmasına imkan sağlayacağını dile getiren Kırışık, “Bunu dijital sahaya taşıdığımızda artık bunların unutulması mümkün olmayacaktır. Artık kayıtlı, yazılı bir hale getirilmiş olacaktır” diye konuştu.
Kırışık, “Maddi vatanımızı koruduğumuz gibi sosyal vatanımızı da hep birlikte koruyalım” ifadelerini kullandı.
Dr. Öğretim Üyesi Fahri Dağı’nın rapor hakkında bilgileri katılımcılara aktarmasıyla toplantı sona erdi.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yorumlar

  1. Ayşegül Yönter

    •

    Harika anlatmışsınız 👏🏻